Cyn

Cyn
@Lhhh
66 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·208 syf.·
2021 1. kitabı
Kitabın iki yazarı var, yazarlar yaşananaları iki boyutlu aktarıyor okura. Birinde kurgusal; diğerinde ise gerçeğe dayalı.. Kitabın kahramanı Sami Baran , Türkiye de yaşadıklarından kaçış yolu olarak İsveç'e kaçak yollarla gitmeye karar verir ve yazar el yazmalarında bu kaçışı şu cümleyle dile getirir: "...bazı anlar vardır ki, önceki yaşamı her şeyin önüne geçiriverir." (sayfa,82) İsveç , o dönem ülkesini terk etmek zorunda kalan siyasi mültecilerin kurtuluş yolu olarak seçtikleri bir ülke konumundadır. Ancak bu kurtuluş sadece fiziksel boyutla sınırlı kalmıştır; çünkü piskolojik olarak yaşadıkları hep ardlarında olacaktır. Evet, Sami'nin yaşayadikları İsveç'te de peşini bırakmaz. Piskolojik sorunlarla boğuşmaktadır. Bu nedenle hastaneye yatırılır. Romanın okuru etkisi altına aldığı süreç böylece başlar. Sami, hastanedeyken yaşadıklarının sorumlu olarak gördüğü kişiyle karşılaşırız. İskencecisi ve aynı zamanda dönemin 'derin gücü' olarak görev yapan bakandır bu. Öldüresiye nefret ettiği kişiyle karşılaşan Sami, giderek bir nevi katiline alışmaya başlar. Ama onun dışında gelişir artık olaylar; çünkü halk düşmanı olarak görülen bakana dönük bir cinayet planı gerçekleştirilir İsveç'te yaşanan sosyalistlerce. Enternasyonal bir hedef olarak görülür bu eylem planı... Sonrası mı?.. Bunu okurlara bırakıyorum. En kısa zamanda okumanız dileğiyle..
Edebiyat
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 201129bin okunma
10/10
·416 syf.·
2020 3. kitabı
Anlatımın oldukça akıcı, olaylar arasında bağlantının güçlü olduğu bu romanda: Anne, baba ve eşini ayrı ayrı trafik kazasında yitiren bir yazarın, bir cinayet romanı yazmak için gittiği kasabada başından geçenler anlatılır. Kasaba, sürekli cinayetlerin işlendiği, tepesinde bulunan kiliseyi Hz İsa'nın havarilerinin yaptırdığı, Hz İsa'nın bedenini kaçırılıp bu kiliseye gömüldüğü, Kilisenin çevresinde gömütün içinde altınların bulunduğu söylencelerle çalkalanan bir yerdir. Yazar, kısa süre içinde bu kasabanın bir parçası haline gelir ve benimsenir. Güç odakları(Mustafa,Zakkum - Muhacir, Raci) ile yakın arkadaşlık kurmayı başarır. Amaç bir cinayet romanı yazmak gibi görünse de aslında insanın varoluşunu sorgulayan, bu varoluşun sebebi olarak görülen "Tanrı'yla hesaplaşmalar" ve kader anlayışına karşı tutum romanı bambaşka bir boyuta taşır. Sonuç olarak cinayet romanı yazmak için gidilen kasabada yazar, bir cinayete sebep olur... Okumanız salık verilir
Edebiyat
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,650 okunma
Puan vermedi·608 syf.·
2020 2. kitabı
Vedat Türkali'nin en güzel romanlarından biri... Olay örgüsü öyle sağlam bir temele dayanıyor ki romandan kopup , sıkılmak neredeyse imkansız. Vedat Türkali-Yeşilçam Dedikleri Türkiye romanı üç kişi üzerinden şekillenir: Gündüz, Refik ve Zühtü Bey. (Refik'in babası) Romanı okurken bu karakterin tek tek iç dunyalarına girmekteyiz. Sayfalar süren iç monologların içine serpiştirilen anlatıcı söylemlerine geçiş okuyucuya hiç hissettirmeden veriliyor. Sinemayı sınıf bilincinin oluşmasında bir yol olarak gören Gündüz, bir dönem cezaevinde kalmış şiir yazıp, çeviri yaparken yolu Refik'le kesismiş böylece sinemaya adım atmıştır. Refik ise bir sinema tutkunudur. İlk filmini Gündüz'le çalışarak gerçekleştirmiş ve başarı kazanmıştır. Ardından bireysel olarak yaptığı ikinci film de sinema çevresince beğenilmiş, ancak yeterli seyirciye ulaşamamıştır. Üçüncü filmi (İlaç Dosyası) yine Gündüz'le çalışarak çekime başlama çabasında... Zühtü Bey, İkinci Dünya savaşı sonrası Almanya'da yaşamış ve Hitler'e hayranlık duymuştur. İdeolojik olarak milliyetçi, muhafazakar bir yapıda... Ayrıca Yılmaz Güney'i Şahin Doğu karakteriyle romana aktarması bir Yılmaz Güney hayranı olarak heyecan duymamı sağladı. Sonuç olarak pek popüler olmayan bu kitap, Vedat Türkali okurlarınca göz ardı edilmemeli ve bir an önce okunacaklar listesinde ilk sirayı almalı!..
Edebiyat
Yeşilçam Dedikleri TürkiyeVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 2015251 okunma
Puan vermedi·300 syf.·
2020 1. kitabı
Roman anlatısı, iki kişi üzerinden şekillenir. Biri Kudret , diğeri Netice'dir. Kudret, Serap 'Kürtçe anlamı Leylan'a olan platonik aşkını roman konusu yaparken; Netice ise yazmış olduğu romanı Kudret'e okuması için verirken çıkar karşımıza. Böylece roman içinde roman okuruz. Birinci roman Kudret'in yaşamıdır. Diyarbakırlı Kudret, okul yıllarında sevdiği ve asla açılmayı istemediği, aşkını hissettirmek için çabalayıp durduğu, onu uzaktan sevmenin mutluluğunu yaşamayı bildiği, Serap'tan çaldığı mendille mutlu olmayı başaran bir karakterdir. İkinci romana geçilirken ilk romanın sonuçlanmadığını görmekteyiz. Bu ikinci roman benim tabirimdir. Bu defa Bedirhan, Sema,Celal,Linda,Mutlu ve Zeliha'nın yaşamıyla karşılaşırız.Tek tek kişileri anlatmak uzun süreceği için birbiriyle bağlantının güçlü olduğu akıcı bir üslupla karşılaşırız. Bir 'barış akademisyeni' olan Bedirhan bir trafik kazası sonrası bilincini kaybeder. Bilincini açmak için tedavi sürecine girişilir. Çoklu bilinç tedavisi uygulanır. Eşi Sema'yla Bedirhan'ın beyni birbirine bağlanır. Boylece Bedirhan'ın hayalleri düşünceleri Sema'yla dışavurumu sağlanır. Bedirhan'ın beyni paklanma yoluna gidilir. Yarım kalan hayatlar tamamlanırken Bedirhan'ın ölümüyle kendi hayatları yarım kalır... Bir aşk romanı havasına bürünse de dönemin siyasi atmosferini yansıtan bu roman, dilinin akıcılığı ve sadeliğinin yanı sıra okura onurlu bir duruşun nasıl olması gerektiği iletisini vermektedir. İyi ki varsın Demirtaş
Edebiyat
LeylanSelahattin Demirtaş · Dipnot Kitabevi · 20237,4bin okunma
Puan vermedi·227 syf.·
2019 4. kitabı
Roman, 25 yıldır görmediği babasının bir gece yarısı kapıyı çalıp içeri girmesiyle başlıyor. Ve böylece Diyarbakır'dan Kars'a kadar sürecek bir yolculuğun startı verilmiş oluyor. Baba (Heves Ali) Oğul (Yusuf) arasındaki sorun hakkında net bir bilgi verilmese de bu yolculuk esnasında kısmen de olsa şunu öğreniyoruz :Baba, yıllar önce ailesini terk etmiş ve Anne başka biriyle evlenmiştir. Babayı sadece çocukluk anılarında anımsayan Yusuf, babasına karşı içten içe bir acıma duygusu taşımaktadır. Çünkü babasının kısa süre sonra öleceğine dair raporlara ulaşmış bu sebepten babasını yalnız bırakmak istememektedir. Kars'a olan yolculuk sırasında Yusuf hakkında kısmen bilgi ediniyoruz. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okurken Aylın adında bir kadını hiç sebep açıklamadan terk etmiştir. Bu durum terk etmenin genetik bir yapısının olduğunu düşündürttüğü gibi baba ve oğul arasındaki benzerlikleri de yansıtmaktadır.... İkisinin de hayatına çok kadın girdiğini ve birden çok kişiye göz kırpsalarda gönüllerin bir tek kişi de olduğunu öğreniyoruz. Kitabın sonu başından belli olsa da hikayeyi en ilginç kılan şey 15 yıldır görmediği Aylın'a , Yusuf'un yazmış olduğu mektuplardır. Bunları mail üzerinden Aylın'a gönderme cesaretine bu yolculuk esnasında erişmiştir. Bu mektuplar kitaba müthiş bir edebi tat katmıştır. Kitap siradanlık ve düz anlatımdan sıyrılmıştır bu sayede. Sonuç olarak Baba(Heves Ali) Aşıklar Bayramı'nda ulaşıyor ve Kars'ta yaşamını yitiriyor. Elinden eksik etmediği 3 telli sazını oglunun eline tutuşturup yeni bir kuşağa devrediyor mirası ve roman böylece sonlandırılıyor.
Edebiyat
Aşıklar BayramıKemal Varol · İletişim Yayınları · 20194,326 okunma