Ciddi bir zaman kaybı olan, 1000kitap yönlendirmesindeki istisna yanıltıcı kitaplardan biriydi. Diyaloglar, kurgu... amatör işi, kopukluk ve acelecilik doluydu..
Zoraki AşkCanpilippa B. · Papillon Yayınevi · 20169 okunma
Dün bitirdiğim romana dair ne yazsam tam doğru anlatım olur diye düşünüp duruyorum. O yüzden puan bile veremedim. Bu neyin çelişkisi derseniz; romanı beğenip beğenmediğime karar verememenin olmadığı kesin:)
Amy Harmon... Okuduğum üçüncü romanıydı "Sadece Rüzgar Bilir". Tersyüz ve Bir Başka Mavi ise diğerleri. Üçünün toplamı bir değerlendirme yapma anı sanki. Öncelikle kalemi o denli naif ki; aşk romanı diye elinize aldığınızda döneminin yazarlarının eserleriyle hiçbir alakası olmayan yalın, samimi, hem kırılgan hem bir o kadar güçlü karakterler ve akışla karşılıyor sizi. Roman ister günümüzde ister başka bir zaman diliminde geçsin aldığınız tat insanların bu denli bozulmadığı, ilişkilerin bu denli suyunun çıkmadığı zamanlardan kalma bir masumiyete, duyarlılığa ve güce sahip bir şekilde sizi sarmalıyor. Muhtemelen yazarın kimliğinden kaynaklı gereksiz diyaloglara, iç seslere hiç yer verilmiyor. Okuyucunun hissi içinde büyütmesi için verilenle yaratıcılığını kullanması amaçlanırcasına bir tarz hakim. (Bazı bölümlerde bu size yoksunluk bile yaratabiliyor) Karakterleri asla öyle yakışıklı, böyle güzel diyerek ballandırılmıyor. Ama karşı tarafın duygularıyla yapılan tariflerle zaten sizin gözünüzde bir anda oldukça büyülü hallere bürünüveriyorlar.
"Sadece Rüzgar Bilir" bir yandan İrlanda'nın bağımsızlaşma sürecini içeren tarihi bir yakayı da kahramanların yaşamlarıyla birlikte içinde barındırmıştı. Bir kısmı gerçek tarihi kimliklere yazarın kendi geçmişinden karakterler kurgusallaştırılarak eşlik etmişti. Konusu tanıtımda yeterince anlatılmış romanda yine bir Netflix dizisi olan ve aynı adlı romandan uyarlanan Outlander'ın (2014) izleri fazlasıyla bulunduğundan orjinallik hakkını haliyle kaybetmiş. Ama bu okuma keyfini de kaçıran bir durum değildi. Anne ve Thomas ile
Bence Zihin Avcısı romanından (Netflix dizisi Mindhunter dersem belki daha hızlı hatırlatıcı olabilir) esinlenilmiş buna rağmen yine de geliştirilmeye hatta seriye bile dönüştürülmeye çok müsait bir malzemenin hiç edildiği bir romandı. Her şeyden biraz biraz eklenilmeye çalışılmış sonuç ise heba olmuş bir emekti.
Roman tanıtımına ekleyebilecek bir açıklamaya gerek olmadığını düşünüyorum. İçerik hakkında ise; karakterler tam gelişimlerini tamamlama evresinde roman sonlandırılmıştı öncelikle. Beraberinde de kurgu tam tavına gelecekken pişemeden ocaktan alınmıştı. Acaba seri de benim mi haberim yok diye çok bakındım ama maalesef gerçekten bitmişti. Yazar hem çizgi ötesi bir kurgu yaratmak istemiş, içine polisiye de koyayım demiş, aile mevhumuna da değinmeliyim diye düşünmüş, aaa aşk üçgeni olmazsa olmaz... Off yoruldum. Olmamış. Bence illa ki okuyacağım diyorsanız bir yerlerden ödünç alın.
Öncelikle Ahmet Ümit'in bu romanıyla kendini aştığını belirtmeden geçemeyeceğim. Şahsım nezdinde (esinlenmelerle de olsa - birazcık kendisinde Dan Brown görmeden edemiyorum da) kendisini Nevzat karakteriyle birlikte sürekli geliştiren, milli değerlere kıymet veren ve ülke gündeminin nabzının milliyetçi bir kimlikle eserlerinde atmasını sağlayan bir yazar kimliğine sahiptir. Ayrıca ben Ümit'in eserlerine Turizm Bakanlığı kapsamında ülke tanıtımında faydalanılması gereken araçlar olarak da bakmayı seviyorum. Bunca girizgahtan sonra Kayıp Tanrılar Ülkesi'ne gelirsek; öncelikle roman adı 10 numara 5 yıldız olmuş bence. Kapak tasarımı desen ha keza o da harikulade. İçeriğe gelirsek; Ümit'in muhtemelen sonrasında tekrar ana karakter olarak karşımıza çıkarmayacağını düşündüğüm yeni bir karakter olan Yıldız başkomiser karşılıyor bizleri bu romanda. Bir ucunda "Almancı" denen akrabalık ilişkileri olanlar bu karakterin betimlenmesindeki başarıyı çok iyi anlayacaklardır. Yıldız karakterinin ağzından Almanya'da Türk olmayı hem karakterin sosyo ekonomik statüsünden hem de en alt seviyeden çok güzel dile getirmiş. Berlin'e gitmiş kadar olacağınız yada gidecek olursanız asla kaybolmayacağınız şehir tasvirleriyle boğmadan romanı çeşnilendirmeyi yine çok güzel başarmış. Katili vakitlice tahmin ediyor olmanız romanın sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybettirmemiş. Romana paralel bir şekilde ilerleyen mitoloji bilgisi benim gibi ilgisi olanları asla sıkmayacaktır inancındayım. Nihayetinde romanın üzerine temellendiği konu da buydu. Yan karakterlere asıl karakter kadar önem verilip detaylandırılmış bu da romanın keyfini film tadına vardırmış.(Şahsen işi bilen yönetmenlerin bu romanı hızlıca sinemaya taşımasının Türk sineması adına kazanım olacağı inancındayım. Bizim neyimiz eksik Da Vinci
Okumayı çok arzu edip başladığımda da bir an önce bitse dediğim bir romandı "Nigahdar". Sayan'ın "Sen Değişirsen Her Şey Değişir" romanı ile ismen duyduğum ama ne merak ettiğim ne de hakkında fikre sahip olduğum alanlarla tanışıp bu alanlara merak salmıştım. O romanında da kendisini hikaye kısmında zayıf bilgilendirme kısmında ise çok çok başarılı bulmuştum. Aynı performansı bu romanda görmeyi açıkçası beklemiyordum. Çünkü "Sen Değişirsen.."in yazılış amacı zaten benim hislerime karşılık geliyordu. Kişisel maceradan yola çıkarak okuyucuyu bizzat deneyimlenen farklı alanlarla tanıştırmak. Ama "Nigahdar" polisiye içerikli bir romandı. Ne yazık ki karakterleri oturmamış, diyalogları akıcılıktan ve gerçekçilikten uzak, editörel kusurların çok fazla olduğu, gereksiz uzunlukta ve içerikte bölümlerin yer aldığı bir romanla karşılaştım. Son kelimeye kadar ümidimi yitirmeden şans verdim karakterlere sempati duymak ve onların dünyasına çekilebilmek için ama ne yazık ki hüsrana uğradım.
Bence Başak Sayan roman türünde değil de eğitici içerikte eserler hazırlamalı. Birikimini okuyucuya hissettiği enerji düzeyinde aktarmakta gerçekten çok başarılı. Ama hikayeleştirme kısmına geldiğimizde ne yazık ki bir şeyler yapay ve yavan kalıyor.
Tüm bu isteksizce yazdığım olumsuz yorumlara rağmen; Hallac-ı Mansur'u ve inancını Sayan'ın büyük emek verdiği araştırmaların neticesinde aktardığı şekliyle okumak, Altan karakterinin ağzından dinler tarihini dinlemek, ülkemiz gündemine ilişkin tahlilleri Sayan gibi toplumsal duyarlılığı yüksek bir kimliğin kaleminden değerlendirmek yine de kitabı almaya, zaman ayırmaya değer kılmıştı.