Herkes yüzümde kötü eğilimlerin belirtilerini arardı. Aslında olmayan ama onlarca olması gereken eğilimleri. Sonunda dilekleri gerçekleşti. Renksiz gençliğimi, kendime ve dünyaya karşı giriştiğim savaşta tükettim. Alaya alınmaktan korktuğum için en iyi duygularımı yüreğimin derinlerine gömdüm. Orada silinip gittiler. Benim hiç yılmadan erişmeye çalıştığım önceliklerin tadını, onlar kendilerini hiç yormadan çıkarıyorlardı. O zaman içimi bir karamsarlık kapladı. Ruh yönünden sakat olmuştum. Ruhumun yarısı yoktu; solmuştu, uçmuştu, ölmüştü. Ben de o yarıyı kestim attım. Kimse farkına varmadı bunun ; çünkü bir zamanlar var olan öteki yarıdan haberleri yoktu.
Düşmanlarımı severim. Beni eğlendirirler. Nabzımın atışını hızlandırırlar. Her zaman tetikte olmak, her bakışı kollamak, her kelimenin anlamını yakalamak, amaçları sezinlemek, tuzakları ortaya çıkarmak, aldanmış görünmek, sonra da ansızın, bir tekmede kurnazlığın okarmışık, yüce dokusunu yerle bir etmek. Hayat diye buna derim ben.