Babam öldüğünde bașlayan bu dehşet ve korkuların ruhumdan son kovuluşu ve sonuncusu da çekip gitti. İște şimdi kendime geldim. Bir yıldır daha yeni kendime gelmiştim aslında ama rüyalar bundan hala emin değil. Emin değiller, çünkü ben de emin değilim.
Ama yaratıcı zekamın dünyasına geri dönmeliyim: aksi takdirde, bu turtalar ve incik eti dünyasında, ölürüm. Müthiş vampir aşçı besini çekip çıkarıyor ve ben bu bozuk maddeyle, bu salt anlamsız maddeyle şişmanlıyorum. Ben zayıf olmalı ve yazmalıyım ve bunun dışında içinde yaşayacak dünyalar yaratmalıyım.
Uyku girmiyor gözüne, boğuluyor. Üstünde geceliği ve hırkasıyla yemek odasında oturmuş dolunaya bakıyor, kötülük büyüyüp bir insan-yiyen bitkisi gibi evi doldururken dolunayla konuşuyor. Kendini sokağa atma isteği. Her yer çok sessiz. Belki de uyuyordur Ya da ölmüstür. Ölüme ne kadar kaldığını kim bilebilir? Balık zehirliydi belki ve zehir etkisini gösteriyor. Ve iki kişi birbirinden uzakta yanlışlığın içinde oturuyor.
Ah kalbim, bu umutsuzluk karşısında hiç mi çaren yok?
Aşkım, aşkım, aşkım, neden beni yapayalnız bıraktın?
Bir erkek olsaydım, oturup bunun üzerine bir roman yazabilirdim; bir kadın olarak, neden bir tek ağlayıp buz kesmeli, ağlayıp buz kesmeliyim?