''Köpeği zehirlediler, oğlum. O köpek açtı. İnsanları insan bildiğinden, verdikleri her yiyeceğin insanca olacağını sanmış, zehirli et parçasını bir şefkat yiyeceği sanarak yutmuş, köpek cennetini boylamıştır. İnsanlardan insanlık beklemek, hele böyle zamanlarda... İnsanlardan hiç mi hiç hayır yok.''
- Şu merdiven başında pazarlık yapan kadın bir fahişe mi ?
+ Hayır.
- Peki ya o sokağın başında bacaklarını gösteren.
+ Hayır.
- Peki ya şu kadın baksana nasıl da şehvetle bakıyor.
+ Hayır o da değil.
- Burada hiç fahişe yok mu baksana şu kadınlara nasıl da giyinmişler.
+ Fahişe nedir bay Burton ?
- Tenini parayla satan aşağılıklardır bay Vencanze.
+ Hayır bay Burton Fahişelik bu değildir..
- Hah neymiş peki fahişelik ?
+ Fahişelik insanların hayatını bilmeden onları aşağılamak ve yargılamaktır. Sokağın sonunda bir berber var bay Burton lütfen aynaya bakınız. Orada var olan en büyük fahişeyi göreceksiniz. ...
Nasıl açan bir tek çiçek ya da yaşanan tek bir sıcak günle yazın geldiğini kanıtlayamazsak, size haz veren birkaç anın ardından da hakiki mutluluğu bulduğunuzu söyleyemezsiniz.
Artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. Bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendini...