David Caine, New York’ta yaşayan, matematik ve olasılık teorisi üzerine çalışan bir üniversite hocasıdır. Aynı zamanda ağır epilepsi hastasıdır ve bu hastalık yüzünden akademik kariyeri sekteye uğramış, hayatı kontrolünden çıkmıştır. Kumar bağımlılığı vardır; özellikle casino oyunlarında kaybettikçe daha çok oynamaktadır. Hayatı düzensiz, umutsuz ve borç içindedir.
Bir gün geçirdiği çok ağır bir epilepsi nöbeti sırasında ölümün eşiğine gelir. Bu olaydan sonra hayatında tuhaf değişiklikler başlar. David, henüz gerçekleşmemiş olayları zihninde olasılık yüzdeleriyle görmeye başlar. Örneğin bir zarın hangi sayıyı getireceğini, bir insanın bir sonraki saniyede ne yapacağını ya da bir olayın gerçekleşme ihtimalini net oranlarla hesaplayabilmektedir.
Bu yeteneğini ilk olarak casinolarda kullanır. Oyunlarda neredeyse hiç kaybetmez. Kısa sürede büyük paralar kazanır ve dikkat çekmeye başlar. Ancak bu olağanüstü başarının bir bedeli vardır: David’in beynindeki bu değişim tesadüf değildir.
Kısa süre sonra David, CIA ve askeri birimler tarafından izlenmeye başlandığını fark eder. Onu bu noktaya getiren epilepsi nöbeti aslında gizli bir devlet projesinin parçasıdır. Amaç, insan beynini aşırı bilgi yüküyle zorlayarak olasılıkları hesaplayabilen “üst düzey zihinler” yaratmaktır. Bu kişiler, savaşları önceden tahmin edebilecek, politik olayları yönlendirebilecek ve geleceği şekillendirebilecektir.
David, bu projede yalnız değildir. Jasper adlı başka bir denek, David’den çok daha ileri seviyededir. Jasper, olasılıkları hesaplamanın ötesine geçmiş, neredeyse geleceği kesin olarak görmeye başlamıştır. Ancak bu güç, onu duygusuz, acımasız ve tehlikeli birine dönüştürmüştür. Jasper, insanların seçimlerinin aslında birer matematik denklemi olduğunu savunur ve özgür iradenin bir