“Ben ise sadece kitaplarla başbaşa kalacağım, gezintiler yapacağım, hayaller kuracağım, rahatsız edilmeden uzun uzun uyuyacağım bir dinlenceyi yaşamak istiyordum.”
"Fakat hakkını teslim edeyim; çok muhterem zatmışsın Muazzez. Hani tabelanı yaptırıp göğsüme assam, desem ki, 'Burada bir muhterem zat yatıyor' seni bekleyen kollarıma çaput bağlarlar, gözyaşlarıma dilek taşları atarlar..."
"Ben iyiliği, sadece iyilik olsun diye yapmayı seviyorum, kötülükten kaçınmayı, kötü olmadığım için yapmayı istiyorum. İyi olduğumda birinin bana ödül vermesi ya da kötü olduğumda birinin beni cezalandırmasından korktuğumdan değil. İyilik de kötülük de içimizde, bizimle beraber doğdu, bizimle birlikte yok olacak. Önemli olan yaşarken neyi seçtiğin, hem de cennet ödülü ya da cehennem cezası olmadan. Hem de ölüp gideceğini bile bile. Üstelik senden sonra gelecekleri kıskanmadan, üstelik biz görmesek de onlar daha mutlu olsun diye çabalayarak. Benim payıma düşen de buymuş, teşekkürler hayat diyerek. Bence yaşamak bu kadar basit. Bütün mesele sahiden alçakgönüllü olabilmekte."
Yine gülsen, gülüversen,
Ben böyle saymazdım
Çarşafımdaki kırmızı gülleri o zaman.
Sayıyorum, sayıyorum
Hiç bitmiyor güller,
Sensiz hiç bitmiyor zaman.
Çıksan o karanlık uykudan,
Kilerde fazla güneşimiz kalmış mı bir baksan.
Bütün serotonin geri alım inhibitörleri birleşseler
Geri alamazlar çünkü,
Hayra yorulmuş bir rüya kadar sevinen hayatı,
Geri alamazlar bir avuç karınca kumunun huzurunu.
Kardeşim, biriciğim
Bazı yaralar yaralıdır buna inan.
Sayıyorum, sayıyorum
Sensiz hiç bitmiyor zaman.
Belki saymayı mutsuzlar bulmuştur.
Tam on gün oldu,
Gamzelerinden su içmiyor kuşlar.
Kardeşim, biriciğim
Hadi çık o karanlık odadan.