Life…

Life…
@Life_History
Hasta la victoria siempre İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Psikoloji Felsefe Sosyoloji Almanca
Astsubay
Yüksek Lisans
Ankara Çankaya
Ankara, 11 Mart 1900
430 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Cüneyd'e göre ta­savvuf "Allah'ın seni senliğinden öldürmesi ve kendisinde yaşatmasıdır. Şu halde Allah'ta beka bulmak için benlikten geçmek gerekir. Ancak, benliğin ölümü insanın mevcudiye­tinin son bulması manasına gelmez; burada sadece onun ferdiyetinin "Tanrı ile ve Tanrı'da" ebedileşmesi söz konu­sudur.
Reklam
Anlaşıldığına göre, Bayezid ve Zünnun gibi zın­dıklıkla suçlanan sufiler tasavvuftaki "fena" teorisinin tehli­keli sonuçlarını hesaba katmayacak kadar ileri gitmişler ve tasavvuf hareketinin Müslümanlar nazarında bir sapık mez­hep görüntüsü kazanmasına yol açmışlardı. Fena doktrinine göre Sufi kendisindeki beşeri vasıflardan sıyrılarak nihayette Allah'ın vasıflarını kazanır; yani insani benliğini öldürerek ilahi vasıflara kavuşur
Görülüyor ki Muhasibı zühdü, korku ile birlikte fakat ondan daha çok sevgi ile birleştirmiş bir sufidir. Aşk felsefe­si tasavvuf tarihinde bir dönüm noktası teşkil ediyor. Muha­sibı bu geçişin tek temsilcisi değildir, ama en önemli temsil­cisi olduğu muhakkaktır
Dokuzuncu yüzyıldan itibaren zühd hareketi daha çok mistik bir karakter kazanmaya başlıyor ki, bu istihalenin başında meşhur sufi Haris Muhasibı'yi (781-837) görüyoruz. Muhasibi ilk olarak sfıfi anlayışını bir doktrin halinde geliş­tirmeye çalıştı. Onu kendinden öncekilerden ayıran en önemli tarafı ilahi aşk konusunda söylemiş olduklarıdır. Muhasibı'ye kadar sufiler daha ziyade Allah korkusu ve kıs­men Allah sevgisinden bahsediyorlardı. Fakat ilk defa o ol­dukça ferdi leşmiş ve Allah tarafından bir lütuf olarak veril­miş aşktan bahsetti.
Hasan Basri'ye göre dünya için ahireti sa­tan her iki dünyayı da kaybeder, ama ahiret için dünyayı sa­tan ikisini birden kazanır.
Reklam