Vielleicht lief nicht alles gut, aber nichts hat mich von meinem Weg abgebracht.
İstanbul Üni. Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi
Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, Alman dili...
Orta Çağ'ın metafizik-epistemolojik-ontolojik öğretisi ruh-beden ikiliği üzerine bina edilmiş, ölümden sonra ruh vasıtasıyla yaşam inancı kayıtsız şartsız kabul edilmiştir. Ölümden sonraki yaşam ruha isnatla Sokratik-Platoncu öğreti bağlamında açıklanmaktadır.
Hayy'ın mahsulü olduğu dönemin zihniyetini anlamak
için ilkin metafizik, ontoloji ve epistemolojinin belirleyicisinin son tahlilde dini anlan olduğu ve bu anlatının da birtakım dogmatik ön kabuller silsilesine dayandığını tespit etmek gerekir.
Kitap Attilâ İlhan’ın aşkı romantik bir sığınak olarak değil, insanın kendi iç çelişkileriyle yüzleştiği bir alan olarak ele aldığı metinlerden oluşuyor. Kitapta ilişkiler, “doğru” ya da “yanlış” insanlar üzerinden değil; bireyin sevilme arzusu, beklentileri ve kendine kurduğu hikâyeler üzerinden sorgulanıyor ve aşkın çoğu zaman bir karşılaşmadan ziyade bir yanılgı olduğunu ima edilirken, modern insanın yalnızlığını iki kişilik ilişkiler içinde bile derinleştirdiğini gösterir. Bu yönüyle eser, duygusal bir anlatıdan çok, psikolojik ve toplumsal bir çözümleme niteliği taşır.
Kitapta dikkat çeken bir diğer nokta, kadın ve erkek kimliklerinin toplumsal rollerle nasıl biçimlendirildiği ve Attilâ İlhan'ın erkeklerin bastırılmış kırılganlıklarını ve kadınlara yüklenen beklentileri eleştirerek, ilişkilerdeki çatışmanın kaynağını bireysel zaaflardan çok kültürel kabullerde arar ve kesinlikle kitap, okuru kendi aşk deneyimlerini sorgulamaya davet eder; “yanlış” ilişkilerin neden tekrarlandığını, insanın neden acı veren bağlarda ısrar ettiğini düşündürür.