Life…

Life…
@Life_History
Hasta la victoria siempre İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Psikoloji Felsefe Sosyoloji Almanca
Astsubay
Yüksek Lisans
Ankara Çankaya
Ankara, 11 Mart 1900
430 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Mistik tecrübenin belli bir şekli yoktur; bir kimsenin vecd hâlindeyken neler göreceği önceden kestirilemez. Vecdin muhtevası her şey olabilir. Nitekim histerik trans hâline girenlerden afyon kullananlara, pagan ayinlerinde kendinden geçenlerden Hristiyan ve Müslüman mistiklere kadar pek çok kişi duyular dışı bir idrak tecrübesi yaşayabilmektedir. İşte İslam tasavvufunun başlıca özelliklerinden biri, bu vecd hâllerinin olgun bir şeyhin disiplini altında belirli bir istikamete yönlendirilmesidir. Görülen ve işitilen şeyler rahmanî birer işaret olabileceği gibi, şeytanın aldatması da olabilir. Neyin hakikat, neyin yanılsama olduğunu ise ancak bu alanda yetkin olan biri ayırt edebilir ve vecdin yorumunu yapabilir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Peki, insan kendi kendine bir yol bulamaz mı? İmam Gazali hariç, sufi düşünürlerin çoğu mürşidsiz (şeyhsiz) hakikate ulaşmanın imkânsız olduğu konusunda hemfikirdir. Aslında Gazali de tasavvufa bir şeyh aracılığıyla girmiştir; ancak eserlerinde insanın kendi başına da hakikati bulabileceğinden söz eder. Sufi doktrininin mantığı, bu iki seçenekten yalnızca birini kabul etmeyi zorunlu kılmaz. Bununla birlikte, şimdiye kadar bireysel (ferdî) tasavvuf örneklerine neredeyse hiç rastlanmamış olması, bunun arkasında önemli bir sebep bulunduğunu düşündürmektedir.
Sufiler, belirli birtakım yöntemlerle bu dünyanın ötesinde başka bir âlemle temas kurduklarına göre, karşımızda biri görünen, diğeri görünmeyen iki âlem vardır. Sufilerin ileri gelenleri olan veliler, her iki dünyaya da mensup kabul edilirler. Görünen âlem, görünmeyen âlemin yanında bir hayalden ibarettir; asıl gerçek olan ise öteki âlemdir. Veliler, hakikatle temasları sayesinde bu dünyada o âlemin birer temsilcisi durumundadır. Onlar hakikatle temas hâlindedir ve biz de onlar aracılığıyla o âleme doğru bir yol bulabiliriz.
Bir daire düşünün. Bu dairenin çevresi sayısız noktadan meydana gelmiştir. Bu sayısız noktaların her birinden dairenin merkezine sayısız yarıçap çizilebilir ve her biri, çember üzerindeki bir noktayı merkeze bağlar. İşte bu dairenin çemberi şeriattır; üzerindeki noktalar ise bütün Müslümanları temsil eder. Zira dünyadaki insan sayısınca, kuldan Allah’a giden yol vardır.
Bir insan işlediği fiilin "kul" olarak sorum­luluğunu alabileceği gibi, bu sorumluluğu tamamen öz cev­herine, yani Allah'a ait gösterebilir. Muhyiddin'in sistemin­de bunların ikisi de pekala mümkündür. Ahlak onun için önemli bir mesele değildir; eski sufiler hep normatif ahlak meseleleriyle uğraşmış, yani insanlara iyi ahlakın ne olduğu­nu anlatmaya çalışmışlarken, Muhyiddin sadece ahlakı dav­ranışın metafizik mekanizmasıyla ilgilenmiştir.