Düne geri dönemem, çünkü o zaman farklı bir insandım.
İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır.
Bugün düşündüğün şeye yarın dönüşürsün.
Büyüklerin en kötü huyu bence bu:
Hayatlarında bir kere bile hata ettiklerini veya sorumsuzca davrandıklannı itiraf etmezler. Başkalarını hemen yargılamaktan çekinmezler ama kendileri hakkında, asla aynı şekilde hüküm vermezler.
Herkes ağabeyimi seviyor ve sık sık onun çocukluğunun ona, benimkinin bana uyduğundan daha iyi uyduğunu
düşünüyorum. Onun çocukluğu terzi yapımı. Ağabeyimle beraber, dengeli bir şekilde genişliyor. Oysa benimki, benden tamamıyla farklı olan, gayet iyi uyuşacağı başka bir kız için yapılmış. Aklımdan böyle düşünceler geçtiğinde, maskem daha da aptallaşıyor çünkü kimseye bu tür konularda bahsedemiyorum ve hep, beni dinleyip anlayacak gizemli bir kişiyle karşılaşmanın hayalini kuruyorum. Böyle insanların bulunduğunu kitaplardan biliyorum ama onlara çocukluğun
sokağında asla rastlanılmıyor.
Bütün yetişkinler gibi, çocukların soru sormasından hoşlanmıyor ve kısa kısa cevaplar veriyor. Ne tarafa dönersen dön, çocukluğun sert ve sivri kenarlanna çarpıp, canını acıtıyorsun ve çocukluk seni tamamen parçalamadan evvel bitmek bilmiyor. Öyle görünüyor ki herkesin çocukluğu kendine has ve birbirinden
çok farklı.
Yukarıya,akşam yıldızına doğru bakıyorum. Tanrı'nın şefkatli gözü gibi beni
dikkatlice izliyor ve bana gündüzleri olduğundan daha yakın. Bir gün, içimden geçen bütün kelimeleri kağıda dökeceğim. Bir gün, başkaları onlan bir kitapta okuyacak ve bir kızın, her şeye rağmen şair olabileceğine şaşacaklar.