Selam! @user0911 ile yaptığımız bir sohbette Sylvia Plath 'ın ölümünden bahsetmiştik ve bu sohbet esnasında 'Trajik Ölümü Yazarlar' adlı bir ileti oluşturmak istediğime karar vermiştim. Nihayet araştırmamı sizlere sunmaya hazırım.
Sözleri kaldı, kendileri karanlıkta kayboldu.
Aşağıdaki yazarlar farklı dönemlerde, farklı coğrafyalarda yaşadılar; ama hepsi ortak bir noktada buluştu: Hayatları kadar ölümleri de edebiyat tarihine kazındı. Bu ileti, onların hikâyelerine küçük bir saygı duruşu.
I. SUSTURULANLAR
Cinayet, siyasi baskı ve zorbalıkla sona eren hayatlarSabahattin Ali (Türkiye)
Toplumun yaralarına dokunan gerçekçi kalemiyle tanınan Sabahattin Ali, 1948’de Bulgaristan sınırında kaçak geçmeye çalışırken öldürüldü. Ölümünün tam olarak nasıl gerçekleştiği hâlâ karanlıkta.
Hayatın karanlık yerlerinde bile ışık arayan bir adamdı; ışığına gölge düştü.
Federico Garcia Lorca (İspanya)
Faşist yönetim tarafından “tehlikeli” görüldü, 1936’da kurşuna dizildi. Mezarı bile bulunamadı.
Şiiri özgürdü, kendisi olamadı.
Andrei Sinyavsky (Rusya )
Sovyet rejimine karşı yazdıkları için hapsedildiler; hayatları sürgün ve baskı ile tüketildi.
Nicolas Chamfort (1741–1794, Fransa)
Fransız Devrimi sırasında yaralanmış ve hem fiziksel hem ruhsal olarak bitkin düşmüştü. Ağır yaralanmalar ve depresyon sonucu kendi hayatına son verdi.
Toplumun acımasızlığını mizahıyla yazdı, ama mizah onu kurtaramadı.
II. KENDİ İÇ KARANLIĞINA YENİLENLER
Depresyon, iç hesaplaşma ve ruhsal çöküşün ardından gelen trajediler