İki sayfa içerisinde aynı kelime ve cümle kalıplarının tekrarı bana çok zayıf bir üslup hatası gibi geliyor. Dilini hiç beğenmedim. Nobel ödüllü yazılarla hiç anlaşamıyorum görünen o ki. Ayrıca konulara baktığı çerçeveler bana çok yüzeysel geldi. Budizm hakkında yazı yazması gereken kişi bir Alman mı? Gerçekten ne haddine ki orada yaşamamış görmemiş o kültürle büyümemiş biri bu hikayeyi anlatmaya layık mı? Batının ilk tüm kültürleri barbar çağ dışı bulup sonrasında da bunları estetize edip tekrar piyasaya sunmasından midem bulanıyor.
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202446,9bin okunma
Yüzeysel bir yaklaşım sürekli dini işin içine katması anlamsız. Propaganda gibi bir yazı olmuş. Wilde ı normalde çok severim ama bu düşüncelerinde uyuşmadık 56 sayfa kafamı şişirdi sadece.
Kadın bedeni üzerinden yapılan şiddet erotizmine neden sanat deriz?
Rahatsız etmek ve dürtmek modern/çağdaş sanatın bir göreviymiş gibi kabul ettiğimizde bile, neden hep kurban, erkek duygularının sapkın yansıması olarak kadını görürüz?
Öldürülmüş Bir Kadın
.
.
.
Başsız bir ceset, bir ırmak gibi, boşaltır
Canlı ve kızıl bir kan
Doymuş yastığa ve kılıf bunu bir çayır
Gibi içer durmadan.
Kötülük ÇiçekleriCharles Baudelaire · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20243,494 okunma
Çok abartılan bir kişilik olduğu için heveslenerek iki kitabını okudum feniçka ve bu.
Bu kadar vasat ve yavan bir okuma gerçekleştirmeyeli uzun zaman olmuştu. Abartan kişiliklerin Freud ve Nietzsche olduğu düşünülürse (sorunlu kendini ilah sanan kırılgan egolu erkekler) bu kadının da vasat olması şaşırılmaz. Feminist yazı denilemez, iki kitabı da 15-20 yaşlarında bir kızın günlük kaygıları. Salomé ile girl talk yapıyormuş gibi hissettim sadece. Dönemi göz önüne alınırsa da çığır açan bir yazı diyemeyiz. Thomas Hardy nin herhangi bir kitabı kadınlar hakkında daha feminist daha özgür düşüncelere sahip. Bkz. Adsız Sansız Bir Jude
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
Serinin ilk kitabını aşırı beğenmiştim ama ikinci kitabı çok daha yüzeysel hissettirdi. Sayfalarca sadece ahlar vahlar kahretsinler insanın içini bayıyor. 200 sayfalık bir kitap da olabilirmiş güzel kısımlarıyla diye düşündüm okurken sadece. Memed in ilk defa kendi benliğini sorgulaması ve abdi gitti hamza geldi hamza gitti veli geldi veli gitti ahmet gelecek döngüsünü fark edip artık savaşacak bir sebep bulamaması baş konu gibi hissettirdi. Yer yer cumhuriyetin vaatlerinin olmayışı, Mustafa Kemal paşaların havada uçuşu her yerde riyakarlık, güzel konular ama bunlar koskoca metnin içinde toplasanız 20 sayfa ancadır. Yaşar Kemal in üslubu beni burada çok sıktı. Serinin diğer kitaplarını belki çok daha sonra okurum. Söylemem gerek ki en çok bu kitapta Seyran’ı ve onun hikayesini beğendim sonra o da pek bir yere bağlanmadı. Sadece ahlar vahlar ah beyim oh ağam 400 sayfa bu geriye kalan 60 sayfada dediğim iyi kısımlardı. Yine sonu güzel bitti zaten bildiğimiz ve olması gerektiği şekilde. iyi okumalar.
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202038,9bin okunma