İlk bakışta bir aşk hikâyesi gibi görünse de aslında insanların önyargıları, gururları ve birbirlerini anlamaya çalışırken verdikleri içsel mücadeleler üzerine kurulu derin bir roman. Hikâye, evlilik çağına gelmiş kızları olan bir ailenin etrafında şekillenirken; özellikle zeki, gözlemci ve güçlü karakterli bir genç kadının hayatına odaklanıyor. Sosyal sınıf farkları, ilk izlenimlerin yanıltıcılığı ve insanların değişebilme ihtimali, kitabın ana temasını oluşturuyor.
Kitabı bitirdikten sonra en çok etkilendiğim şey karakterlerin yüzeyde göründüklerinden çok daha fazlası olmasıydı. Özellikle Elizabeth Bennet. Onu sadece güçlü bir kadın karakter olarak tanımlamak eksik kalır. Elizabeth, zekâsıyla ve keskin gözlemleriyle öne çıkıyor ama aynı zamanda kendi önyargılarının farkına varmasıyla büyüyen bir karakter. Başlarda ne kadar emin ve net görünse de aslında o da yanılabiliyor ve bunu kabul edebilmesi onu gerçekten etkileyici kılıyor. Onu okurken bazen kendimi gördüm diyebilirim; çünkü çoğu zaman biz de ilk izlenimlerimize fazla güveniyoruz.
Diğer yandan Fitzwilliam Darcy karakteri ilk başta mesafeli, hatta biraz itici gelebiliyor. Ama kitap ilerledikçe onun aslında gururunun arkasına saklanmış bir karakter olduğunu fark ettim. Darcy’nin en etkileyici yanı, değişime açık olması. Kendini sorgulaması ve hatalarını düzeltmeye çalışması, onu klasik “soğuk erkek” karakterinden çıkarıp çok daha gerçek ve derin bir noktaya taşıyor. Açıkçası kitabın en güzel yanlarından biri de bu: Kimse tek boyutlu değil.
Yan karakterler de hikâyeye ayrı bir tat katıyor. Jane Bennet’ın saf iyiliği, Lydia Bennet’ın düşüncesizliği ve Mr. Bennet’ın ince mizahı, romanın dünyasını daha canlı hâle getiriyor. Özellikle Mr. Bennet’ın alaycı tavırları kitapta beni gülümseten kısımlardı.
Genel
Eğer âşık olup olmadığınız konusunda kafanız net değilse tek bir şeyden emin olabilirsiniz. Âşık değilsiniz. Çünkü aşk sorgulatmaz. Sadece çarpar. Öyle bir çarpar ki seni yere serer. Sen de yere serilmişken sana çarpan şeye değil de o an hissettiğin mutluluğa odaklanırsın. Serildiğin yerden gökyüzüne anlamsız bir gülümseme ile bakarsın. Bir anda beyninin arka planında, sürekli bir müzik çalmaya başlar. İşte o an anlarsın ki, gerçek hayatın en büyük eksikliği bu müziktir.
Baştan sona akan, heyecanlı bir eser. Devamını merakla bekliyorum. Kitap sizi şaşırtmaya devam edecek, son sayfaya kadar hem de.
İçinde çok fazla bilimsel bilginin olması ise ayrı bir güzellik. Sonu nereye varacak bakalım. Diğer kitabı okuyacak olmanın heyecanını yaşıyorum.
Kadınların çiçekleri neden bu kadar sevdikleri konusunda hiçbir fikri yoktu. Sonuçta bir bitkinin üreme organı nasıl olur da onları bu kadar heyecanlandırırdı zerre anlamıyordu.
📌Yoruma doğum gününüzü yazın (gün ve ay yeterli yıla gerek yok – 31 Ocak gibi) ben de size özel o günün sözünü Vikisöz Arşiv’den bulup yazayım!
Güzel sözler keşfedeceğimiz,Keyifli vakit geçireceğimiz bir gün olacak.
‼️Kime hangi söz gelecek bakalım!