İtalyan yazar Niccolo Ammanıtı'nin 2007 yılında Strega Ödülü alan güzel bir romanı "Tanrı Nasıl İsterse".
(Strega Ödülü (İtalyanca'da Premio Strega), her yıl İtalya’da yayımlanmış bir kitaba verilen en saygın ödüllerden biridir.)
Romana geçmeden önce biraz Niccolo Ammaniti'yi tanıyalım.
25 Eylül 1966’da Roma’da dünyaya gelmiş. İlk romanı "Branchi"yi 1994'te yazmış. Daha sonra "Çamur", " Alır Götürürüm Seni" romanları yayımlanmış. 2001 yılında yazdığı ve sanırım yazarın en meşhur romanı olan "Korkmuyorum" Viareggio Ödülü'nü kazanmış. Daha sonra sırasıyla "Eğlence Başlasın", "Sen ve Ben" yayımlanmış. " Tanrı Nasıl İsterse" romanını okuduğumda "Bu romanın kesinlikle bir filmi ya da dizisi yapılmalı!" diye geçirmiştim içimden. Yazarı araştırırken fark ettim ki zaten "Çamur", "Branchi", "Korkmuyorum", "Sen ve Ben" ve "Tanrı Nasıl isterse" romanları sinemaya uyarlanmış. Buna seviniyor ama hiç şaşırmıyorsunuz. Ammaniti'nin okuduğum ilk kitabı "Tanrı Nasıl İsterse" oldu ancak araştırmalarım sonucunda diğer kitaplarının da bunun kadar sürükleyici olduğu sonucuna vardım dolayısıyla sinemaya uyarlanmaması şaşırtıcı olabilirdi benim için.
Kitapla ilgili söyleyebileceğim ilk şey kesinlikle inanılmaz sürükleyici olmasıdır. Daha 1. sayfadan okuyucuyu içine çekiyor ve de 520. sayfasına dek de bırakmıyor. Sıkıldığım tek bir sayfası dahi olmadı diyebilirim. Kitap okumak için çok vakit yaratamadığım bir dönemde okuduğum için de aklım hep kitapta kaldı.
Roman; sarhoş, işsiz güçsüz baba Rino Zena'nın bir gece vakti komşunun köpeğinin havlamasından rahatsız olmasıyla başlıyor. Hemen ardından on üç-on dört yaşlarındaki oğlu Cristiano Zena'yı uyandırıp onu köpeği öldürmekle görevlendiriyor. Kitap boyunca da kaybeden, ötekileştirilmiş, toplumdan uzaklaşmış, yabancılaşmış sıradan, küçük
Uzun süredir okumak istediklerimdendi ancak baskısı tükenmişti ve bir süre ulaşmak neredeyse çok zordu. Sonunda edinebildim. Ve beklediğimden çok daha sürükleyici buldum. Romanı işçiler ha kazandı ha kazanacak yürek taşkınlığıyla okudum. Üzerine çok konuşulması gereken bir kitap için üç beş laf etmenin beni asla tatmin edemeyeceğini ise şimdiden biliyorum.
John Steinbeck'i "Gazap Üzümleri" ve "Fareler ve İnsanlar" isimli eserleriyle biliyoruz daha çok. Steinbeck; Amerikalı, realist bir yazar. Eserlerinde daha çok sosyal konuları ele almış. Ezen-ezilen, işçi-patron-işveren, emek, sömürü... Çağına kulak tıkayanlardan değil çağını tüm hissiyatıyla yaşayan ve yaşatanlardan... Bu noktada Gazap Üzümleri en güzel örnek olabilir. Bir ailenin Oklahoma'dan, Kaliforniya'ya göçünü anlattığı Gazap Üzümleri eseri zaten Pulitzer ve Ulusal Kitap Ödülünü de kazanmıştı. 1962'de de Nobel Edebiyat Ödülünü almış bir yazardan bahsediyoruz. Her yönüyle değerli.
Bitmeyen Kavga ile ilk gençlik yıllarında çalıştığı çiftliklerden edindiği izlenimlerini de aktararak oldukça etkileyici bir direniş romanı yazdı.
Eserde iki direnişçinin Salinas Vadisi'nde işçileri örgütlemesini anlattı kısacası.
Roman, John Milton'ın Kayıp Cennet isimli eserinden alınmış dizelerle başlıyor:
"...
Her şey yitirilmiş değil, ele geçirilmez irade
Ve intikam anının kollanışı, ölümsüz nefret,
Ve asla boyun eğmeyecek, teslim olmayacak bir irade
Ve üstesinden gelinemeyecek ne kalıyor geriye"
Tam da bu giriş dizelerinin ipin ucunu vermesi gibi üstesinden gelinemeyecek bir şeyin olmadığını kanıtlarcasına direnen, emek veren, ses veren işçilerin direnişini okuyoruz.
Direnişçilerden biri jim. Hayatta kaybedek hiçbir şeyi şeyi yok.
Jim Nolan'ın babası da aslında bir direnişçidir ancak hayatı boyunca hiçbir zaman örgütlü
Bitmeyen KavgaJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 20167,6bin okunma
Çocukların önünde ilk kelimeyi yazan hoca onların kafalarında yaratılacak yeni bir âlemin ilk temel taşını atan usta gibidir. Bu âlem, insan uygarlığının en etkili en devamlı zinciri olan yazılar âlemidir. Onların önünde bu yeni âlemin kapısı, sizin kara tahtaya çizdiğiniz işaretlerle açılmaktadır. Onlardan her biri önlerine açılan bu yoldan nerelere kadar ilerler bilinmez. Ama siz bu işaretleri yazarken, ömrü binlerce yıla varan ve daha binlerce yıla varacak olan bu yola, yeni bir kuşağın öncülerini ellerinizle salıyorsunuz demektir.