Küçükken babası sık sık,” Bu çocuğun hayal hanesi çok geniş,” derdi.Ne demek istediğini anlamazdı.Hayalhane neydi ki? Onu diğerlerinden ayıran bu tuhaf şey neydi ? Anlamak için zorlu gençlik yıllarına ulaşması gerekti. O zaman öğrendi ki “hayalhane” bir lütüf kadar bir cezaydı. Geçmişi hatırlamak,geleceği düşlemek, sanki eski tanrıların insana verdiği en kötü armağanlardan biriydi.