ilayda

Acizliğin öyküsü
2/10
·68 syf.··
2024 21. kitabı
Stefan Zweig’in Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabını okumak benim için oldukça zorlayıcı bir deneyim oldu. Kitabı okumak, özellikle anlatılan saplantılı aşkı ve bu aşkın kadını ne kadar küçük düşürdüğünü görmek beni fazlasıyla rahatsız etti.Odamda yatağın üzerinde oturmuş öylece telefona bakıyordum. Sosyal medyada boş boş gezindiğim sırada bu kitap keşfetime düştü. Zaten elimde olan, daha önceden satın aldığım bir kitaptı. Bir anda popüler olması ve fazlaca hayran kitlesi olması beni bu kitabı okumaya itti. Keşke itmeseydi... Yargılamak bana düşmez ama tabiki bir yorum yapacak olursam bu kitap benim için tam bir felakettir. Anlatım dili veya içinde geçen betimlemelerden bahsetmiyorum. Konu itibari ile tam bir felaket. İnsanların, özellikle genç kızların sevgilelilerine, içine notlar saklayarak hediye ettikleri bu kitap benim için bir intihar sebebi bile olabilir. Kadının hayatını tamamen yazara adaması, onun varlığını hayatının merkezi haline getirmesi ve buna karşılık yazarın onu hatırlamaması beni en çok sarsan noktalardan biriydi. Hikayenin kadın karakteri, sanki kendi hayatından, onurundan ve değerinden tamamen vazgeçmiş gibiydi. Bu takıntı, adeta bir kölelikti ve her satırda kadınlığın küçültüldüğünü hissettim. Zweig, bu aşkı çok derin ve dokunaklı bir şekilde anlatsa da, aslında kadını bir insan olarak o kadar aciz bir duruma düşürüyor ki hikayeye tahammül etmekte zorlandım. Okurken, bu hikayenin sadece bir kurgu olduğunu kendime sürekli hatırlatmaya çalıştım, ama feminist yanımı bastırmak imkansızdı. Kadının, bir erkeğe böylesine teslim olmuş hali, kendi değerinden tamamen vazgeçmesi, beni hem sinirlendirdi hem de üzdü. Üstelik yazarın, bu saplantıyı bir tür fedakarlık ya da yüce bir aşk gibi sunması, kitabın eleştirel bir okuma olmadan yanlış mesajlar
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,7bin okunma
Reklam
"Kusura bakmayın ama insan ne düşüneceğini bilebilir."
Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
...hoş görünümlü birinin doğruluğunu sorgulamak tabiatına uygun bir şey değildi.
Sayfa 89 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
"Hem de güzelliği iyiliğinin kanıtı olan senin gibi bir gence,"
Sayfa 85 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Yarım kaldık, bence sen yat artık...
Puan vermedi·%37 (101/268 syf.)·
Kitaba birkaç kez başlamama rağmen, her seferinde sıkılarak ara verdiğimi, ardından tekrar dönmeye çalıştığımı itiraf etmeliyim. Yavaş tempolu anlatımı, ağır cümleleri ve derin psikolojik çözümlemeleriyle Eylül, okuma motivasyonumu zorlarken aynı zamanda beni yarıda bırakmaya iten bir roman oldu. Her başlangıçta, kitabı bitirme niyetim tamdı; ancak roman, adeta kendi hikâyesindeki yarım kalan aşklara benzer bir şekilde benim okuma serüvenimde de yarım kaldı. Romanın en büyük handikaplarından biri, aşırı detaylı betimlemeleri ve yoğun duygusal analizleri. Yazarın doğayı ve olayları uzun uzun tasvir etme çabası, bir noktada anlatıyı gereksiz yere uzatıyor ve okurun dikkatini dağıtıyor. Güz mevsiminin hüzünlü havası, sanki satırların içine işlemiş; ancak bu hüzün, bazen boğucu bir melankoliye dönüşerek beni kitaptan uzaklaştırdı. Tabi bu benim düşüncem, uzun betimlemeleri, doğa tasvirlerini seviyorsanız kaçırmayın bu kitabı. Elbette betimlemeler bir edebi eser için önemlidir, ama Mehmet Rauf, yer yer olayların akışını neredeyse tamamen durduracak kadar detaycı bir üslup benimsemiş (sekiz sayfa betimleme okudum.) Bu durum, özellikle uzun cümlelerde bir kelimenin anlamını unutup, cümlenin başına geri dönme zorunluluğu hissettirdiğimde, kitaba olan ilgimi zayıflattı. Karakterlerin iç dünyaları ise romanın diğer zorlu yanlarından biri. Süreyya, Suat ve Necip’in duygu yüklü ilişkileri, sürekli içsel sorgulamalarla ve kendileriyle çatışmalarıyla işleniyor. Ancak, bu çatışmalar okur olarak beni etkilemekten çok yordu. Karakterlerin sürekli kendilerini sorgulaması ve bir adım ileriye gidememeleri, hikâyeyi durağanlaştırırken, benim de sabrımı zorladı. Belki de dönemin sosyal ve ahlaki değerlerini eleştiren bu psikolojik çözümlemeler, o dönemde daha anlamlıydı; fakat günümüz
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202550bin okunma