Kitap kahramanımızın ailesiyle tatile gitmek için yola çıkmasıyla başlar. Tatil yolunda kaza geçiriler. Kadın ve çocuklar ölür. Adam ise komaya girer ve 67 dakika boyunca komada kalır. Ve kitap tam olarak bu adamın koma anında gördüğü rüyaları anlatır. Rüyalar tam olarak bir rüya gibi doğaüstü anlatılmış. Tam da bu kısımdan sonra olayları anlamada ve bağdaştırmada sıkıntı yaşadım. Fakat kitabın sonuna geldiğimizde olayları ve alakalarını tam olarak anlayabiliyoruz. Meğer adam bir savcıymış gördüğü rüyalarda gerçek hayatında ele aldığı dosyalar ve bu dosyalarda verdiği kararlarmış. Genel olarak insanın kendini keşfetmesi, kendini dinlemesi ve kendi derinliklerine inmesi gerektiğine değiniyor.
Spoiler
Kitap bir kaza sonucu yaralanan bu yara sebebiyle gün gün ölüme giden İvan İlyiç'in ölümü beklediği kanepede çektiği acıları ve yaşadığı hayatı sorgulamasını anlatır. İvan İlyiç yaşamını 'olması gerektiği gibi' yaşar. Fakat hasta yatağında ölüme yaklaştıkça yaşadığı hayatı sorgular. Kitabı okurken karakter ne yaşıyorsa o durumu kendimin yaşadığını hissettim, onun sorguladığı bölümlerde bende kendi yaşantımı, ideallerimi, isteklerimi ve içinde bulunduğum konumu sorguladım. En çok dikkatimi çeken bölüm ise İvan İlyiç öldüğünde etrafındaki insanların kendileri ölmediği için içten içe sevindikleri yerdi. Aslında kendimde de bu hissin olduğunu fark ettim. Kitap bu durumu açıkca yüzüme vurdu diyebilirim.
Kitabı okurken yer yer sıkıldığım noktalar da oldu tabii ki lakin genel anlamda güzel bir kitaptı. Benim farkındalığımı arttıran bir Tolstoy eseriydi.