Çıplak bedenlerimiz haricinde hiçbir şeyimiz hatta saçlarımız bile kalmamıştı; sahip olduğumuz tek şey, kelimenin tam anlamıyla çıplak varoluşumuzdu. Eski hayatlarımıza somut bir bağ kurabilecek ne kalmıştı? Benim gözlüklerim ve kemerim vardı; daha sonra onları bir parça ekmekle takas edecektim.
Yerin üstüne baktım, uykuya dalmışlar;
Altına baktım, çürüyüp toprak olmuşlar.
Yokluk ovasında başka ne var ki zaten:
Daha gelmemişler var, gelip gitmişler var.