Usta haftada bir yirmi beşlik verir. Aylardan temmuz. Bir ayda eder bir lira. Bir yazlık ayakkabı iki lira. Bir beyaz pantolon üç lira. Hepsi eder beş lira. Temmuz,ağustos,eylül... Hepsi ne eder? Üç lira. Demek ki yazlık ayakkabıdan, sütbeyaz pantolondan umut kesik.
Çıplak bedenlerimiz haricinde hiçbir şeyimiz hatta saçlarımız bile kalmamıştı; sahip olduğumuz tek şey, kelimenin tam anlamıyla çıplak varoluşumuzdu. Eski hayatlarımıza somut bir bağ kurabilecek ne kalmıştı? Benim gözlüklerim ve kemerim vardı; daha sonra onları bir parça ekmekle takas edecektim.
Yerin üstüne baktım, uykuya dalmışlar;
Altına baktım, çürüyüp toprak olmuşlar.
Yokluk ovasında başka ne var ki zaten:
Daha gelmemişler var, gelip gitmişler var.