"LÜZUMSUZ ADAM"
"Her insandan korkuyorum. Kimdir bu sokakları dolduran adamlar? Bu koca şehir, ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu. Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar? Aklım ermiyor. Birbirini küçük görmeye, boğazlaşmaya, kandırmaya mı? Nasıl birbirinden bu kadar ayrı, birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor?"
Yolda yürürken, otobüste, vapurda yanınızda oturan ya da bir bankta otururken gördüğünüz birini sesinizle yorumladığınız oldu mu? Bakışından, yürüyüşünden, göz renginden, kıyafetinden veya yüz ifadesinden anlam çıkardığınız oldu mu? Peki tanımadığınız birisine kendinizce anlam yüklediğiniz oldu mu?
Mutlu mu, kırgın mı, hasta mı, yaralı mı, üzgün mü? Bu gibi sorulara cevap aradınız mı?
Türk Edebiyatının önde gelen yazarlarından Sait Faik'in kaleminden çıkmış, derinlikli ve düşündürücü, kısa öykülerle örülü bir hazinedir.
Toplumsal normların dışında kalan, kendi dünyasında yaşayan karakterlerin hikâyelerini ele almış. Her biri kendi içinde bir dünya barındıran on dört kısa öykü. Öyküler kısalığına rağmen, derinlikli anlatılarıyla okuyucuyu etkilemeyi başarıyor. Yazar, kendine özgü gözlem gücü ve insan ruhuna olan derin ilgisini yansıtan, insan ilişkilerinin ve yaşamın karmaşıklığının altını çiziyor. İçindeki öykülerde şehir yaşamı, doğa, insanlar arasındaki ilişkiler ve melankoli gibi pek çok tema işlenmiş. Bireyin toplum içindeki yerini sorgulayan, yalnızlık, yabancılaşma, varoluşsal sorgulamalar ve insan ilişkileri gibi temaları işleyen öyküleri yer alıyor. Genellikle şehir insanlarının iç dünyasına konuk oluyor. Kendini büyük şehir hayatının kaosundan, kalabalıklığından, anlamsızlığından, soğukluğundan, yabancılaşmasından bir kenara çekip Burgaz Adası'nda küçük bir eve yerleşmiş