Kitabımız ana karakter olan Naoimi’nin Fairfax Ruh Sağlığı Enstitüsünde yaşadıklarını anlatmasıyla başlıyor. Naomi düzgün bir hayatı ve sıradan bir ailesi olan bir kızdır. Üniversiteyi kazandığından beri yazları yakın arkadaşı olan Lana’nın yanında geçirir ancak Lana sessiz ve ürkek bir kızdır. Naomi ise onunla gerekli davetlere katılır ve teslim etmesi gereken belgeleri o bırakır. Yani Lana ne kadar ürkekse Naomi de o kadar onu savunur ve yanındadır. Naomi’nin Lana dışında tek arkadaşı vardır. Lachlan. İlk aşkı ve ilk dostudur. Ondan büyük olması nedeniyle onun çabuk uzaklara gitmesi gerekir ve bu süreçte Naomi onu sevmekten vazgeçmez ve hep ilk tanıştıkları ağaç evinde onu bekler. Ancak işler Naoimi’nin üniversiteye başlayıp özgür olmasıyla değişir. Naomi bir gün Lana ile katıldıkları parti de başarılı ve oldukça yakışıklı iş adamı Max ile tanışır ve onunla uzun zamandır tanışıyormuş gibi bir çekimle sarmalanırlar. Daha sonra bu 3 kişinin arasına bir bomba düşer ve ne olur da Naomi hastaneye kapatılır. Hastaneden çıkmalıdır ki Lana’nın yanında olup ona en kötü anında destek olmalıdır. Ancak Lachlan Max bu iki kişiye de aşık olan Naomi gerçekten delirmek üzere midir? Çünkü aşk iki kişiye de yetebilir mi?
Kitap Cassie’nin Lucifer’ı öldürmesi ve şeytana dönüşmesiyle kaldığı yerden başlıyor. Babasının katilinin Cassie olması Aidenhell’i bir çıkmaza sürüklüyor. Ondan kaçan Cassie’yi bulmalı ve gerekli intikamını alması gerekiyor.
Kitap genel olarak ilkine göre daha yavaş gidiyor. Çoğu nokta da kendini sorgulatıyor. Belli bir olay olurken ondan çok nedensizce vazgeçilip tersi yapılıyor. Çoğu yer zaten gereksiz cinsel gerilimle devam ettiğinden okumayı zorlaştırıyor. Zaten tahmin edilebilir olaylar olması da söz konusuyken kitabı bitirmek ilkine göre daha yavaş oluyor. Yine diğer kitaptaki gibi uygun fiyatıyla alınabilecek bir kitap diyebilirim.