"İsteklerim pek güçsüz; bana bir yön verecek güçte değiller. Bir kütüğün üzerine binerek nehir geçilebilir, ama bir yonga parçasıyla yapamazsınız bunu."
Aşık olmayı denedim, hem de bir değil iki defa; inanır mısınız baylar korkunç acılar çektim. Aslında acı çekmediğimi ruhumun derinliklerinde biliyordum. Gülmek gelirdi içimden ama yine de acı içinde kıvranmaya devam eder, üstelik delicesine aşıkmışım gibi kıskançlık krizleri geçirirdim.. Bütün bunların sebebi can sıkıntısıydı baylar, kesinlikle can sıkıntısı.
Korkunç bir kederle annemin göğsüne atıldım. Kollarımla onu sıkı sıkı sardım, öptüm ve hıçkıra hıçkıra ağladım, ürkerek sokuldum ona sanki son dostumu korumak ve onu ölüme teslim etmemek ister gibi... Ama ölüm çoktan çökmüştü zavallı annemin üzerine!
" Kimse seni sen olduğun için sevmeyecek; herkes seni, seni sevmenin onlara ne kadar yakışacağını düşündüğü için, yani kendileri için sevecek ve bu da demek oluyor ki insan böyle yaparak yine kendini sevecek.Sen hiç sevilmemiş olacaksın hikayenin sonunda..."
Fyodor Dostoyevski