“…Ertesi gün Büyük Emir Ordu ile geldi. Lağımcılar işe giriştiler. Mancınıklar kurup,şehirden görülecek kadar yüksek kuleler (melcu) diktiler. Bu şekilde 18 gün vuruştular. 18 gün sonra seyyidler,ulema ve şeyhler şehirden dışarı çıktılar. Büyük Emir Müslümanları bağışladı. Kuyular kazılıp şehirdeki 4.000 atlı Ermeni canlı olarak gömüldüler. Sivas surları yerle bir edildi.”
Sayfa 13 - Yazım ve noktalamalarda düzeltme yapılmadı.·Kitabı okudu
‘…Büyük Emir,Yıldırım Bâyezid’e mektup yazıp elçi gönderdi. O,mektubunda kaba sözler edip,Yıldırım’dan mal ve haraç ile,kendi adına hutbe okutup sikke kestirmesi isteğinde bulundu. Elçi Yıldırım’a gelip,mektubu okuyunca,o öfkelenip kaba sözler etti ve cevap olarak,”Ben kalabalık asker ile Tebriz ve Sultaniye’ye gelme kararındayım” diye yazdı.’
Sayfa 11 - Yazım ve noktalamalarda düzeltme yapılmadı.·Kitabı okudu
‘Sıla’nın kökü w-s-l,hayatta tahmin edemezsin.”Ulaşma,kavuşma” demektir;aynı kökten wasl(vasıl) ve wuslat(vuslat) eş anlamlıdır. Hayır,sıla uzakta olan bir yerin adı DEĞİLDİR.” Sıla hasreti” demek kavuşma hasreti demektir.’
Sayfa 319 - Yazım ve noktalamalar olduğu gibi aktarıldı.·Kitabı okudu
‘…Wucûd “varolma” demek,w-c-d kökünden. Türkçede w olmaz v olur,o yüzden vücut deriz. Bunun hormonlu hali ama *ivcâd olmaz,îcâd olur:bir şeyi varetme.’