Loki

Loki
#206694328 #202721212 #204499584 “Ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben daha az kullanılmış olanını seçtim. Bu hayatımdaki tüm farkı yarattı.” -Dead Poets Society (1989)
Atatürk’ün fotoğrafı bir tercih, bir zevk ya da ideolojik süs değildir. Bu ülkenin kamusal alanlarında varlığı, tarihsel bir gerçeğin ve bedeli kanla ödenmiş bir mücadelenin sonucudur. Bugün o eczaneyi açabiliyorsan, o tabelayı asabiliyorsan, kadın olarak orada çalışabiliyorsan, eğitim alıp diploma sahibi olabiliyorsan; bu, tesadüfen değil Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet sayesindedir. Bu yüzden “isterse asar, istemezse asmaz” gibi bir tartışma yoktur. Bu topraklarda Cumhuriyet’in sağladığı imkânlarla ticaret yapan, meslek icra eden herkes, o Cumhuriyet’in kurucusuna saygı göstermek zorundadır. Bu bir dayatma değil, tarihe karşı bir sorumluluktur. Nasıl ki bir ülkenin bayrağı “isteğe bağlı” değilse, bu ülkenin kurucu lideri de keyfe göre yok sayılacak bir figür değildir. Bu ülkede dinini de, mesleğini de, kimliğini de özgürce yaşayabiliyorsan, bu laik Cumhuriyet sayesinde mümkündür. Atatürk’ün fotoğrafına tahammül edemeyen biri, aslında o özgürlüğün kaynağına tahammül edemiyordur. Kaldı ki ironik olan Atatürk’ü duvarda görmekten rahatsız olanlar, onun açtığı yolda yürüyerek kazandıkları haklardan zerre feragat etmezler. Ne miras hukukundan vazgeçerler, ne medeni kanundan, ne kamusal alandan. Ama konu sembole gelince rahatsızlık başlar. Bu, samimiyetsizliktir. Sonuç olarak; evet, o fotoğraf orada olacak. Çünkü o eczane, o şehir, o ülke Atatürk sayesinde var. Beğensen de beğenmesen de, kabul etsen de etmesen de bu tarih değişmez. Bu bir saygı meselesidir, bir vefa meselesidir. Ve bazı gerçekler, kişisel kanaatlere göre tartışmaya açılmaz.
Atatürk

Esmanur

@Deryadilhnm
·
Ne demek eczanede atatürk resmi yok
içeri bir amca girer, tansiyon ilaçlarını, değerini vs sorar. Sonra gözleri bir şeyleri arayarak duvarlara bakarken saate mi bakmıştın diye sorar kız. Hayır Atatürk'ün fotoğrafını arıyorum der amca. Tamam işin rengi belli oldu diye içinden geçiren kız, yok amca neden sordun diye geri cevap verir. Sonra taa masasına kadar gelerek anlatmaya başlar. Yok şöyle kahraman böyle muazzam, zekası dillere destan öngörüsü milleti kurtaran falan falan filan. Tâbi baygın gözlerle dinleyen kızın gözleri İslam deyince açılır. Neymiş İslam ile başını kapatınca bilimden geri düşmüşüz, Atatürk bilime çok önem verdiği için biz insan gibi hayat yaşamışız ve daha niceleri. Tabi yeni bir önerme yok, klasik kemalist söylemler. İnsan biraz özgün olur, beyin fırtınası yapar ama nerdeee. Dediği her şeye anında cevabı yapıştıran kız, amcanın ukala tavrına ya sabır çekerek ah ulan amca yürü git işine diyorken amca gittikçe hiddetli konuşmaya başlar. Ama kız nezaketiyle, sakin ama mantıklı cevapları ile amcayı ezer lakin amca bunu anladı mı bilinmez. Gökten düşen üç ilaç da senin üzerine be amcam🙄. Bugün de sana dua edeceğiz demek.
Allah'ım akıl fikir
Reklam
Kusura bakma, bu kadar konforlu bir alan yok. Evet, bu ülkede yaşıyorsan Atatürk’ü sevmek zorundasın. Çünkü Atatürk burada sıradan bir “tarihî kişi” değildir. Atatürk, bu ülkenin varlık sebebidir. Bugün “ben böyle düşünüyorum” diyebildiğin zemin, doğrudan doğruya onun ve silah arkadaşlarının önderliğinde verilen bağımsızlık mücadelesinin sonucudur. Bu topraklarda yaşıyorsan; bu devletin güvenliğinden yararlanıyorsan; eğitiminden, hastanesinden, yolundan, mahkemesinden, parasından, düzeninden, vatandaşlık haklarından faydalanıyorsan sevmeme gibi bir lüksün yok. Bu imkânların tamamı bir “kendiliğinden oluşmuş nimet” değil; bir kurucu mücadele ve bir kurucu akıl üzerine kurulmuş bir sistemin ürünüdür. Sen sistemin sunduğu her şeyi kullanıp, sonra sistemin kurucusuna “sevmiyorum” diyecek kadar rahat davranamazsın. Bu, “özgürlük” değil; nankörlük ve saygısızlık demektir. Bir toplulukta yaşamanın asgari şartı, o topluluğun kurucu değerlerini içselleştirmektir. İçselleştirmiyorsan, bunun adına “benim hakkım” deyip herkesi susturamazsın. Çünkü bu ülkede ortak payda, Atatürk’ün açtığı yol ve kurduğu Cumhuriyettir. Bu paydada durmak da sadece “saygı gösterip geçmek” değil; benimsemek, sahiplenmek, sevmek meselesidir. Kınanamaz mısın? Kınanırsın. Kınanman da gayet doğal. Çünkü sen burada basit bir “tercih” açıklamıyorsun. İnsanların buna itiraz etmesi, tepki göstermesi, bunu doğru bulmaması gayet meşrudur. “Kimse beni kınayamaz” diyerek kendine dokunulmazlık ilan edemezsin. He diyorsan ki "Ben yine sevmeyeceğim."; buyur, kapı orada. Bu ülkenin ekmeğini yiyip, bu ülkenin sağladığı imkanları kullanıp, sonra bu ülkenin kurucusuna saygısızlık ederek burada rahatça oturamazsın. Bu ülkede kalıp da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e laf edemezsin. Bu kadar. Haddini bil.
Mustafa Kemal Atatürk

Metehan Kadıoğlu خوب

@knv__
·
Kemal Paşa’yı sevmiyorum. Bu benim hakkımdır, istersem babamı da sevmem. Bundan dolayı beni kimsenin kınamaya hakkı yoktur!! Kadir Mısıroğlu
Bu yüzden hala feminizme ihtiyacımız var #Simone De Beauvoir
Düzeni, ışığı ve erkeği yaratmış olan bir iyi ilke ile; kaosu, karanlığı ve kadını yaratmış olan bir kötü ilke vardır. Pythagoras Bunu kendine slogan belirleyenler ile Yin-Yang'cılar aynı kişi herhalde. Zira Yin sadece karanlığı ve Yang da aydınlığı temsil etmiyor. Pasif olmayı, soğukluğu ve de karanlığı temsil eden Yin aynı zamanda kadınlığı temsil ederken; aktifliği, sıcaklığı ve de aydınlığı temsil eden Yang da erkekliği temsil ediyor. Biraz daha açmak gerekirse bu; kadınların geleneksel olarak itaatkar olmaya zorlanması ve erkeklerin de bu ittati, kendilerine hak görmesidir. "Peki ataerkil düzen kadınların varlığını nasıl engeller? Kadını kendi varlığını erkeğe ve çocuklara adamaya zorlar. Ataerkillik, kadını doğduğu andan başlayarak hem zihin hem de beden olarak öyle bir eğitir, şekillendirir ki kadın aslında kendi durumunu, yani ondan beklenen içtenlikte ikamet etme ve kendi varlığını erkeğe ve çocuklarına adama durumunu bir zorlama olarak yaşamayabilir. İnsanın içinde bulunduğu ezilme koşullarını doğal kabul etmesi veya eşitsizliği sorgulamaması, yani ezilende zorlanma zorlanma bilincinin olmaması, zorlanmanın var olmadığını göstermez." Simone de Beauvoir İkinci Cinsiyet (2 Cilt Takım)
feminizm herkes içindir, bıktım tekrarlamaktan
Yılmayız, korkmayız, Atamızla aramıza barikat koydurmayız
“Her 23 Nisan olduğu gibi kurucumuza doğru yürüyeceğimizi söyledik. Valilik bunu yapamayacağımızı söyledi. Valinin şahsen bir suçu yok. Arada kalmış. Bir yanda Mustafa Kemal’in askerleri bir yanda cuntanın kurşun askerleri. Valimize, emniyet müdürüne baskı yapıyorlar. Keçiören’e Kalaba Meydanı’na gideceksiniz diye yazı yazıyorlar. Sayın Vali, sana bu talimatları verene söyle, de ki Kalaba Meydanı’na gidemezlermiş, çünkü çok kalabalıklarmış. Ne yılarız ne korkarız ne de Atamızla aramızda barikat kabul ederiz. Yıkar geçeriz. Polisin, emniyetin dronu çek fotoğrafı, yolla tek adama. Kullansın doya doya. İstanbul depremi için geçmiş olsun diyoruz. Ama AKOM’da bir koltuk boş. İstanbul’un afetinde koordinasyonunun başında olması gereken İmamoğlu’nu Silivri’de tutanlara yazıklar olsun.” ÖZGÜR ÖZEL
Siyaset
11 yıldır olduğu gibi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığındaki devlet erkanı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin 105. kuruluş yıldönümü nedeniyle Anıtkabir'i ziyaret etti. Recep Tayyip Erdoğan; geçen 11 yıldaki alışkanlığını sürdürerek yine Anıtkabir'deki törene katılmadı. 2014 yılında Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, bu tarihten beri Anıtkabir'de düzenlenen 23 Nisan törenlerine katılmıyor. "Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz." Mustafa Kemal Atatürk
Siyaset