"Birilerine" şöyle demek isterdim:
"Geldiğiniz ülkenin kültürüyle ne kadar
yakınlaşırsanız, kendi kültürünüzü de ona o kadar yakınlaştırırsınız."; sonra da "diğerlerine" şunları söylerdim: "Bir göçmen kendi kültürünün saygı gördüğünü ne kadar hissederse, geldiği ülke kültürüne de o kadar açılacaktır."
"Bir insanın kimliği başına buyruk
aidiyetlerin birbirine eklenmeleri demek değildir, kimlik bir "yamalı bohça" değildir, gergin bir tuval üzerine çizilen bir desendir; tek bir aidiyete dokunulmaya görsün, sarsılan bütün bir kişilik olacaktır."
"Cinsiyetimizi belirleyen elbette sosyal
çevremiz değil ama bu aidiyetin yönünü
belirleyen gene de o; Kabil'de kız doğmakla Oslo'da kız doğmak aynı anlamı taşımıyor, kadınlık aynı biçimde yaşanmıyor, ne de kimliğin başka hiçbir öğesi..."