Zemberekkuşu'nun Güncesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
6239
Gösterim
Adı:
Zemberekkuşu'nun Güncesi
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
738
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051110103
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Necimaki-dori Kuronikuru
Çeviri:
Nihal Onol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Oyuncular:

Toru Okada: başkahraman. İşsiz, günlerini ev işleri yaparak geçiriyor. Susuz bir kuyunun dibine indiği gün hayatı değişiyor.

Kumiko Okada: Toru Okada'nın karısı, gazeteci. Ortadan kayboluyor.

Maya Kasahara: Toru Okada'ya arkadaşlık eden yeniyetme kız.

Malta Kano: bedensel zerrecikler takıntısı olan, kırmızı şapkalı medyum.

Girit Kano: Malta Kano'nun kız kardeşi ve yardımcısı. Geçmişi, fiziksel acılar ve intihar girişimleriyle dolu.

Noboru Vataya: Kumiko'nun ağabeyi, Toru Okada'nın düşmanı, kötü politikacı.

Teğmen Mamiya: İkinci Dünya Savaşı'nda, sayısız acılar yaşamış, toplama kamplarında kalmış ama bir türlü ölmemiş, yaşamaya mahkûm yaşlı adam.

Muskat Akasaka: Toru Okada'yı himaye eden gizemli kadın.

Tarçın Akasaka: Muskat Akasaka'nın, mükemmel fakat hiç konuşmayan oğlu.

Yardımcı oyuncular:
Zemberekkuşu: her gün ötüşüyle dünyanın zembereğini kuruyor, ancak görevini bir gün ihmal edince işler karışıyor.

Noboru Vataya: kaybolmasıyla Okada ailesinin hayatının değişmesine neden olan kedi. Namıdiğer, Uskumru.
(Arka Kapak'tan)

Ödüller : 1996 Yomiuri Edebiyat Ödülü
738 syf.
·16 günde·7/10
Bir kaç ayrıntı dışında, sıradan bir Haruki Murakami kitabıydı Zemberekkuşu'nun Güncesi. Karakterler, olaylar, hikayenin işleniş şekli diğer kitaplarıyla neredeyse birebir aynı Yıllar önce, ilk defa yazarın 1Q84 kitabını okuduğumda alışkın olmadığım bir tarz keşfetmiş olmanın heyecanıyla herhalde, tabii yazarın oldukça sade anlatımının da etkisi vardı bunda. 1500 sayfalık kitabı 1 haftada bitirivermiştim. Daha sonra arka arkaya Sahilde Kafka, Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında derken, anlatımı etkileyiciliğini bir nebze yitirmeye başladı gözümde. Son birkaç yıldır eskisi gibi uzun uzun yazmamasından yakınıyordum romanlarını. Etkileyiciliklerinin orada olduğuna inandırmıştım kendimi ve uzun bir süredir okumayı istediğim bu kitabı elime aldığımda beklentim de çok yüksekti doğal olarak. İlk sayfaları heyecanla çevirmeye başlamıştım ki yaklaşık 200'lere geldiğimde kitap o kadar ağırlaştı ki elimde, hem bitirmem uzun sürdü hem de 500'üncü sayfalardan sonra "cidden bu kadar uzatmaya gerek var mıydı yani?" sorusu dönüp durmaya başladı aklımda. Sonuç olarak, okuduğuma yine pişman değilim. Ve evet, Haruki Murakami hala favori yazarlarımdan, çünkü en azından hayal gücü bunu hak ediyor bence. Bir süre ara verdikten sonra diğer kitaplarıyla devam edeceğim muhtemelen.
738 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Haruki Murakami'nin tarzını yansıtan, zaman zaman beynimizi yakan, ne olup bittiğini anlamakta güçlük çektiğimiz, kimi zaman oldukça realist, kimi zaman gerçekdışı bir roman. Çok sürükleyici bir kitap. Yine içinden yüzlerce alıntı çıkarılabilecek, her cümlesinde anlam taşıyan bir kitaptı. Okurken çok zevk aldım, tavsiye ederim.
738 syf.
·Puan vermedi
Okuduğum 5. Haruki Murakami kitabı. Genç bir adamın, yaşamında bir anda meydana gelen garipliklerin peşine düşmesini konu alıyor. Çoğu okurun,böyle tuğla(740 syf)gibi bir kitap okudum fakat hiçbir şey çıkaramadım dediği yerde ben aksine Murakami'nin deli hayal gücünü seviyorum. Gerçek/hayal arası yolculuğu, gel-gitleri oldukça başarılı.Yan karakterler öyle bir anda konuya dahil olup yok oluyorlar ki o geçiş cidden muazzam. Kedi ve kuyu metaforları yine başucumuzda. Kitaplarında, karakterlerin akıbeti genelde askıda kalır fakat bu kitabında çoğu karakter sonuca bağlanmış. Alışılagelmişin dışında kitaptaki tek şaşkınlığım bu oldu. Bir de o işkence sahnesi...İşte onu okurken ki hissettiğim şeyi asla unutamam. Şuan yazarken bile vücudum soğuyor.
Aforizma yok,edebiyat dediğimiz o ağır, üzerinde düşünülesi, altı çizilesi cümleler, çıkarımlar yok. Ama bolca zengin hayal gücü var. Bu tarzı severseniz, benim gibi sıra da hangi 6. kitabı olsa diye düşünürsünüz.Yoksa ilk tanışıklık sonrası hoşça kal der ayrılırsınız...
Seni okumayı seviyorum Murakami, yaşayan efsane... ‍️
*Ki kii ki (Zemberekkuşu)
738 syf.
·19 günde·Beğendi·7/10
“Zemberek kuşunun Güncesi”
isim olarak etkilendiğim,merakla başladığım,
740 sayfa olmasına rağmen sizi hiç zorlamayan tam tersi dinlendiren arası sıra yaşamı sorgulatan bir roman..

Gelgelelim..
Kişi örgüsü basit kolayca akılda kalan ve yormayan kahramanlar oluşuyor ama girit kano ve malto kano kardeşleri fazla gereksiz ve yersiz buldum..
Teğmen mamiya ile ilgili olan kısımları gerçekten sürükleyiciydi ve keşke ayrı bir hikaye olarak o bölümü devam ettirse...
Gerçek ve gerçek dışı öğelerin biraz fazla abartılı olduğunu düşünsem de bütün karakterlerin sonu güzel bir biçimde kurguya bağlanmış.
Bana göre roman aynı kurguyla,aynı hikayeyle daha minimal şeklinde yazılsaymış daha tadında olabilirmiş gibi geldi.

Ve son olarak;
Sanki her birimizin içinde var bir zemberek kuşu,kendi gerçeğimize doğru uçan..
738 syf.
·Beğendi·10/10
Büyülü gerçekçilik akımının en başarılı yazarlarından biri olduğunu düşündüğüm Murakaminin en başarılı eserlerinden biri Zemberekkuşu'nun güncesi. Kuyular, kaybolmalar, askerlik anıları, medyumlar.. oldukça sıra dışı karakterlerin hiç eğreti durmayan yaşamları..
Kitap oldukça hacimli. Metaforların sıklıkla kullanıldığı bu eser oldukça da sürükleyici. Ben kitabı çok beğendim. Yer-zaman, hayal-gerçek kavramları çok güzel işlenmiş. Tavsiye ettiğim bir kitap. Çeviriden kaynaklı, anlam bazında olmasada, karakter/diyalog bazında olumsuzluk oluşturacak hatalar olduğunu düşünüyorum. Ama okuyucular bunu sindirecektir. Fiziksel olarak ise kitabın kağıt kalitesi oldukça kötü.Sayfalar çok ince kolayca hasar görüyor.
738 syf.
·9 günde·8/10
Ah, Murakami, ah.. Ne olurdu bir kere kitabını bitirdikten sonra neşeli bir ruhla hayatıma devam edebilsem? Toparlanmak için bir haftaya gerek kalmadan. Bir kerecik de içimden bir şeyler sömürülmeden bitirebilsem kitabını.

Bilerek bu kitabını sona bırakmıştım Murakami'nin. Çünkü tüm yabancı sitelerde, "Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu" ile birlikte, 'mutlaka okunulması gereken Murakami romanları' listelerinde ısrarla vurgulanıyordu kendisi. İsmini belirttiğim diğer kitabı, beni inanılmaz derecede sarsdığı için aynı etkiyi "Zemberekkuşu'nun Güncesi"nden de bekliyordum.
Sonuç? İlk kez Murakami okumuş olsam kesinlikle etkileneceğim bir roman olacaktı, bu su götürmez bir gerçek. Ama artık kaç yıllık Murakami geçmişine, altyapısına ve düşünce şekline sahibim ne de olsa. Zaman geçtikce de beklentim tavan yapmış herhalde ki, azacık hayal kırıklığı yaşamış gibiyim.

Her zaman olduğu gibi bu romanda da Murakami, içinden bir şeyler alıp götürülmüş ve boşluğa gömülmüş karakterlerle karşımızda. Ve tüm yaşananlar eşliğinde bu kahramanlar (başta Toru Okada olmak üzere) sürekli içlerine bir yolculuk yapmaktadırlar. Hayatlarının anlamını bulmaya ya da hayatlarının anlamını alıp götüren şeyi bulup ondan kurtulmaya çabalamaktadırlar. Ana karakterimiz Toru da, karısının beklenmedik bir biçimde onu terk edip kayıplara karışmasının ardından, gerçekle gerçeküstü çizgisinin kaybolduğu bir dünyaya giriş yapmış olur. Tanıdığı her yeni insan, dünyasını daha karmaşık, daha olaylı hale getirmektedir. Ona anlatılan her hikayenin, tanıdığı her yeni insanın aslında içten içe bir birine bağlı olduğunu hisseder, fakat ne kadar çabalarsa çabalasın mantıksal bir açıklamayla durumu çözemez. Gerçi konu Murakami olduğunda endişe duyulacak en son şey ana karakterin olaylar arasındaki bağı SIRF MANTIK üzerinden kendine açıklayabilmesi. Çünkü burası Murakami'nin dünyası ve olaylar hiç de çizgisel ilerlemez burada.

Romanın yarısından itibaren kitap iyice '1Q84'ü hatırlatmaya başladı. Bu beni yeniden heyecanlandırmaya yetti bile. Okuduğum ilk Murakami kitabıydı, eski rüzgarları hissettim yine.

Ve ilk kez, Murakami bir kitabında okuruna herşeyi açıklayarak bitiriyor hikayeyi. Hayretler içerisindeyim! Hiç böyle bir şey yapmaz oysa ki.

Son söz olarak; keşke sona bırakmasaymışım. Çünkü damağımda kalacak son kitabı böyle olsun istemezdim. Yine de hayranım sana, Murakami.
740 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Elim ayağım kanatlarım kırıldı. Üzerinde durulan gereksiz cinsellik dışında tek minnnak bir göze çarpıcı şey yoktu, süperdi. Norwegian wood dan daha da harika. Gerçekten Murakami'yi tanımak isteyenler bu kitaptan başlayabilir. Böyle bir kitaba yorum yapacak haddi kendimde görmüyorum. Galiba popüler kültürün abarttığı yerlere göklere sığdıramadığı yazarlar dizisinde yerini en çok hakeden kişi.
738 syf.
·24 günde·Beğendi·10/10
Şu adama bir karakter verin yeter. Size o karakter üzerinden Japon tarihinden tut , metafizik ögelere kadar herşeyi anlatsın, yaşatsın. Psikolojinizi çözümlesin belki depresyona soksun. Tek bir adam verin yeter.
738 syf.
·25 günde·Beğendi·10/10
Büyü, sanrılar, anılar, şiddet, savaşın ruhunun dayattığı çaresizlik, derin bir bağ ile sakin bir aşk. Birbirinden farklı sıradışı karakterlerin gerçeküstülükle bezenmiş tuhaf hikayesi ve etkileşimi. Zemberekkuşu’nun Güncesi; Ağabeyinin karabasan gibi hayatını kararttığı kumiko’nun, hayatını kararttığı sevgili eşi Toru Okada’nın garip hazin yaşamını tarihi çarpıcı bir masal tadında hikaye ediyor. Tadında, etkileyici, kurgusal zekanın muhteşem satırları. Murakami özelliğini, Sahilde Kafka’dan sonra en yoğun tattıran roman.
738 syf.
·Puan vermedi
Murakami’nin okuduğum ilk kitabıydı. Yazarların tarzını, daha önce o kitabı okumuş kişilerin yorumlarınca anlamak zor. Ben de her ne kadar yorumlara ve değerlendirmelere göz gezdirsem de ancak Murakami’nin dünyalarından birine girdiğimde kendisini daha iyi tanıyabildim. Aslında kitabı okumamın üzerinden iki sene geçti ve biraz eksik bir inceleme olacak. İnceleme niteliği taşıyor mu ondan da emin değilim. Söylemek istediğim bir nokta için bir plartform ve o noktayı belirtmem için de bir içerik gerekiyordu. Şimdi öncelikle kendisine neden edebiyatın picasso’su denildiğini anladığımı belirtmek isterim. Yazınsal metin olarak karşımızda duran eserleri, tabloları kıskandıracak şekilde renkli ve sürreal bir temaya sahip. Ama beni en çok etkileyen, düz metin halinde önümüzde duranın aslında kübist bir tablo gibi neleri temsil ettiğini keşfetme çabası oldu. İkinci dünya savaşı gibi tatsız ve korkunç gerçekleri barındıran dönemlerin içerisine bile yazarımız bazı temsiller koyabilmiş. Eminim yakalayamadığım başka birçok işaretler de vardı.
Aslında kitabın ilerleyişinden ziyade kitabın sonuna duyduğum hayranlık için bir şeyler yazmak istedim. Üstelik bunu yaparken Murakami’nin cinsellik konusundaki bencil tavrını da belirtmeden geçmek istemiyorum. Çünkü neden belirtmeyeyim. Kendisinin “Sahilde Kafka” ve “İmkansızın Şarkısı” isimli kitaplarını da okuma fırsatım oldu. Ve inanılmaz bir şekilde bu bencillik sürekli karşıma çıktı. Belki de takılmamam gereken bir noktaydı ama müşkülpesent dürtülerim detaylarda kusuru aramak için sürekli olarak beni uyardı. Sembolizm ve temsile bu kadar önem veren bir yazarın sex konusunda da sanki biraz hassas davranması gerekiyor. Kitaplarındaki erkek karakterlerine sürekli olarak oral sex yapmak isteyen kadınlar hep varken, cinsel bencillik kendini göstererek kadın tatmini konusu biraz yabana atılmış gibi görünüyor. Bilmiyorum belki de sadece ben takıldım bu konuya ya da bu kadar da önemli değildi yazar için. Bunu söylemeden yorumumu tamamlamam mümkün değildi.
Zemberekkuşuna dönecek olursam, postmodern kişilik inşaası konusunda bana sunduğu anlatımlar ve temsiller yakalabildiğim ölçüde beni son derece tatmin etti. Toru Okada’nın varoluş çabası, karanlık kuyunun dibinde kendiyle yüzleşmesi, kaybolan kedilerinin aslında yitirdiği başka neleri temsil ettiğini keşfetme çabası, belki de anlayamadığım birçok temsil ve semboller, sürekli düşündüren, arayışa teşvik eden ve karanlık koridorlarda aslında bizi de arayış mücadelesine sokan taraflarıyla bu yazı tablosunu sevdim. Fakat üzülerek söylemeliyim ki yazarımızın diğer kitaplarıyla aram hiç iyi olmadı ve kendsiyle sanırım temelli olarak yollarımı ayırdım. Zemberekkuşu’nun Güncesi ise kütüphanemde tuhaf bir ilizyonla yerini koruyacak.
738 syf.
·27 günde·Beğendi·8/10
Haruki Murakami. Bana fantastik kitapları sevdiren yazar. 1Q84 kitabıyla beni kendisine bağlamış, diğer kitaplarını okumak için sabırsızlandığım yazar.
Zemberekkuşunun Güncesi, akıcı anlatımıyla bir sonraki sayfayı hatta satırı dahi merakla beklediğim gizemli olaylar silsilesi. Kitabın arka kapağını okuyup almaya karar vermiştim. Kahramanların kısaca özellikleri anlatılmış. Öyle tatlı geldi ki.. Her kitabında olduğu gibi olayların çözülmesini beklediğin her an daha da karmaşıklaşıyor.. Gerçekle doğru, rüya ile hatıra arasındaki çizgi tamamen kayboluyor.. Kitabı bitirdiğimde buruk bir sevinç yaşadım. Bazen ayrıntılarda kaybolmuş, bazen 'olay buralara ne ara geldi' diye düşünürken beynimi yakmış olabilirim. Ama kitaplığıma kattığım güzel bir kitap oldu..
Nefret, uzun, kara bir gölgedir. Çok zaman, nefret eden kişi bile nereden geldiğini bilemez. İki yanı keskin bir kılıca benzer. Karşınızdakine şiddetle indirirseniz, kendinizi keserseniz.
Haruki Murakami
Sayfa 364 - Doğan Kitap, Girit Kano
Genelde bir insanın adının, onun ne olduğunu ifade ettiği söylenir ama ben daha çok, insanın en sonunda taşıdığı ada benzediğini düşünürüm.
Japonya'ya döndükten sonra, içi boş bir deniz kabuğu gibi yaşadım. Bir insanın bu dünyadaki varlığı ne denli uzun sürerse sürsün, sadece içi boş bir deniz kabuğundan ibaretse eğer, buna yaşam denemez.
Ömrüm boyu acıyı çeşitli biçimleriyle tanıdım, sanırım sizler de öyle. Ama çoğu durumda, bu acının gerçeğini başka birine sözcüklerle anlatmak oldukça zordur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zemberekkuşu'nun Güncesi
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
738
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051110103
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Necimaki-dori Kuronikuru
Çeviri:
Nihal Onol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Oyuncular:

Toru Okada: başkahraman. İşsiz, günlerini ev işleri yaparak geçiriyor. Susuz bir kuyunun dibine indiği gün hayatı değişiyor.

Kumiko Okada: Toru Okada'nın karısı, gazeteci. Ortadan kayboluyor.

Maya Kasahara: Toru Okada'ya arkadaşlık eden yeniyetme kız.

Malta Kano: bedensel zerrecikler takıntısı olan, kırmızı şapkalı medyum.

Girit Kano: Malta Kano'nun kız kardeşi ve yardımcısı. Geçmişi, fiziksel acılar ve intihar girişimleriyle dolu.

Noboru Vataya: Kumiko'nun ağabeyi, Toru Okada'nın düşmanı, kötü politikacı.

Teğmen Mamiya: İkinci Dünya Savaşı'nda, sayısız acılar yaşamış, toplama kamplarında kalmış ama bir türlü ölmemiş, yaşamaya mahkûm yaşlı adam.

Muskat Akasaka: Toru Okada'yı himaye eden gizemli kadın.

Tarçın Akasaka: Muskat Akasaka'nın, mükemmel fakat hiç konuşmayan oğlu.

Yardımcı oyuncular:
Zemberekkuşu: her gün ötüşüyle dünyanın zembereğini kuruyor, ancak görevini bir gün ihmal edince işler karışıyor.

Noboru Vataya: kaybolmasıyla Okada ailesinin hayatının değişmesine neden olan kedi. Namıdiğer, Uskumru.
(Arka Kapak'tan)

Ödüller : 1996 Yomiuri Edebiyat Ödülü

Kitabı okuyanlar 740 okur

  • Fatih pürtaş
  • Leda Atomica
  • Rabia Havle
  • Dilber özkan
  • Özden Çırpar
  • kedisi yoda
  • Selçuk Vurgun
  • Fyodor mihailovic
  • Büşra
  • Hilal Yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%16.1
25-34 Yaş
%34.8
35-44 Yaş
%33.9
45-54 Yaş
%8
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.6
Erkek
%34.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.8 (64)
9
%23.5 (69)
8
%30 (88)
7
%16.4 (48)
6
%3.8 (11)
5
%2.7 (8)
4
%1 (3)
3
%0.7 (2)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları