Adı:
Zemberekkuşu'nun Güncesi
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
738
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051110103
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Necimaki-dori Kuronikuru
Çeviri:
Nihal Onol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Oyuncular:

Toru Okada: başkahraman. İşsiz, günlerini ev işleri yaparak geçiriyor. Susuz bir kuyunun dibine indiği gün hayatı değişiyor.

Kumiko Okada: Toru Okada'nın karısı, gazeteci. Ortadan kayboluyor.

Maya Kasahara: Toru Okada'ya arkadaşlık eden yeniyetme kız.

Malta Kano: bedensel zerrecikler takıntısı olan, kırmızı şapkalı medyum.

Girit Kano: Malta Kano'nun kız kardeşi ve yardımcısı. Geçmişi, fiziksel acılar ve intihar girişimleriyle dolu.

Noboru Vataya: Kumiko'nun ağabeyi, Toru Okada'nın düşmanı, kötü politikacı.

Teğmen Mamiya: İkinci Dünya Savaşı'nda, sayısız acılar yaşamış, toplama kamplarında kalmış ama bir türlü ölmemiş, yaşamaya mahkûm yaşlı adam.

Muskat Akasaka: Toru Okada'yı himaye eden gizemli kadın.

Tarçın Akasaka: Muskat Akasaka'nın, mükemmel fakat hiç konuşmayan oğlu.

Yardımcı oyuncular:
Zemberekkuşu: her gün ötüşüyle dünyanın zembereğini kuruyor, ancak görevini bir gün ihmal edince işler karışıyor.

Noboru Vataya: kaybolmasıyla Okada ailesinin hayatının değişmesine neden olan kedi. Namıdiğer, Uskumru.
(Arka Kapak'tan)

Ödüller : 1996 Yomiuri Edebiyat Ödülü
Bir kaç ayrıntı dışında, sıradan bir Haruki Murakami kitabıydı Zemberekkuşu'nun Güncesi. Karakterler, olaylar, hikayenin işleniş şekli diğer kitaplarıyla neredeyse birebir aynı Yıllar önce, ilk defa yazarın 1Q84 kitabını okuduğumda alışkın olmadığım bir tarz keşfetmiş olmanın heyecanıyla herhalde, tabii yazarın oldukça sade anlatımının da etkisi vardı bunda. 1500 sayfalık kitabı 1 haftada bitirivermiştim. Daha sonra arka arkaya Sahilde Kafka, Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında derken, anlatımı etkileyiciliğini bir nebze yitirmeye başladı gözümde. Son birkaç yıldır eskisi gibi uzun uzun yazmamasından yakınıyordum romanlarını. Etkileyiciliklerinin orada olduğuna inandırmıştım kendimi ve uzun bir süredir okumayı istediğim bu kitabı elime aldığımda beklentim de çok yüksekti doğal olarak. İlk sayfaları heyecanla çevirmeye başlamıştım ki yaklaşık 200'lere geldiğimde kitap o kadar ağırlaştı ki elimde, hem bitirmem uzun sürdü hem de 500'üncü sayfalardan sonra "cidden bu kadar uzatmaya gerek var mıydı yani?" sorusu dönüp durmaya başladı aklımda. Sonuç olarak, okuduğuma yine pişman değilim. Ve evet, Haruki Murakami hala favori yazarlarımdan, çünkü en azından hayal gücü bunu hak ediyor bence. Bir süre ara verdikten sonra diğer kitaplarıyla devam edeceğim muhtemelen.
Haruki Murakami'nin tarzını yansıtan, zaman zaman beynimizi yakan, ne olup bittiğini anlamakta güçlük çektiğimiz, kimi zaman oldukça realist, kimi zaman gerçekdışı bir roman. Çok sürükleyici bir kitap. Yine içinden yüzlerce alıntı çıkarılabilecek, her cümlesinde anlam taşıyan bir kitaptı. Okurken çok zevk aldım, tavsiye ederim.
Büyü, sanrılar, anılar, şiddet, savaşın ruhunun dayattığı çaresizlik, derin bir bağ ile sakin bir aşk. Birbirinden farklı sıradışı karakterlerin gerçeküstülükle bezenmiş tuhaf hikayesi ve etkileşimi. Zemberekkuşu’nun Güncesi; Ağabeyinin karabasan gibi hayatını kararttığı kumiko’nun, hayatını kararttığı sevgili eşi Toru Okada’nın garip hazin yaşamını tarihi çarpıcı bir masal tadında hikaye ediyor. Tadında, etkileyici, kurgusal zekanın muhteşem satırları. Murakami özelliğini, Sahilde Kafka’dan sonra en yoğun tattıran roman.
Ve haruki murakami, artık bir kitapta bu yazarın ismini okuduğumda , kitabın arka kapak yazısını okumadan , kitabın özetine bakmadan , ve herhangi bir araştırma yapmadan gözlerim kapalı kitapı okumaya koyulacağımdan kesinlikle eminim, çünkü Harukinin kitaplarını okuduğumda hiç yorulduğumu bezdiğimi sıkıldığımı hissetmiyorum , çok farklı bir anlatım üslubu var .
Buraya kitapın içinden bir şeyler katmak isteniyorum ki kitabın büyüsü bozulmasın ,
Sadece şunu belirtmek istiyorum 1Q84 okuyanlar bilirler " uşikava " karakteri , 1Q84'de ki karaktere yakım bir karakterle yazarımız buraya da yerleştirmiş :)
Keyfli okumalar .
Elim ayağım kanatlarım kırıldı. Üzerinde durulan gereksiz cinsellik dışında tek minnnak bir göze çarpıcı şey yoktu, süperdi. Norwegian wood dan daha da harika. Gerçekten Murakami'yi tanımak isteyenler bu kitaptan başlayabilir. Böyle bir kitaba yorum yapacak haddi kendimde görmüyorum. Galiba popüler kültürün abarttığı yerlere göklere sığdıramadığı yazarlar dizisinde yerini en çok hakeden kişi.
Büyülü gerçekçilik akımının en başarılı yazarlarından biri olduğunu düşündüğüm Murakaminin en başarılı eserlerinden biri Zemberekkuşu'nun güncesi. Kuyular, kaybolmalar, askerlik anıları, medyumlar.. oldukça sıra dışı karakterlerin hiç eğreti durmayan yaşamları..
Kitap oldukça hacimli. Metaforların sıklıkla kullanıldığı bu eser oldukça da sürükleyici. Ben kitabı çok beğendim. Yer-zaman, hayal-gerçek kavramları çok güzel işlenmiş. Tavsiye ettiğim bir kitap. Çeviriden kaynaklı, anlam bazında olmasada, karakter/diyalog bazında olumsuzluk oluşturacak hatalar olduğunu düşünüyorum. Ama okuyucular bunu sindirecektir. Fiziksel olarak ise kitabın kağıt kalitesi oldukça kötü.Sayfalar çok ince kolayca hasar görüyor.
Ah, Murakami, ah.. Ne olurdu bir kere kitabını bitirdikten sonra neşeli bir ruhla hayatıma devam edebilsem? Toparlanmak için bir haftaya gerek kalmadan. Bir kerecik de içimden bir şeyler sömürülmeden bitirebilsem kitabını.

Bilerek bu kitabını sona bırakmıştım Murakami'nin. Çünkü tüm yabancı sitelerde, "Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu" ile birlikte, 'mutlaka okunulması gereken Murakami romanları' listelerinde ısrarla vurgulanıyordu kendisi. İsmini belirttiğim diğer kitabı, beni inanılmaz derecede sarsdığı için aynı etkiyi "Zemberekkuşu'nun Güncesi"nden de bekliyordum.
Sonuç? İlk kez Murakami okumuş olsam kesinlikle etkileneceğim bir roman olacaktı, bu su götürmez bir gerçek. Ama artık kaç yıllık Murakami geçmişine, altyapısına ve düşünce şekline sahibim ne de olsa. Zaman geçtikce de beklentim tavan yapmış herhalde ki, azacık hayal kırıklığı yaşamış gibiyim.

Her zaman olduğu gibi bu romanda da Murakami, içinden bir şeyler alıp götürülmüş ve boşluğa gömülmüş karakterlrle karşımızda. Ve tüm yaşananlar eşliğinde bu kahramanlar (başta Toru Okada olmak üzere) sürekli içlerine bir yolculuk yapmaktadırlar. Hayatlarının anlamını bulmaya ya da hayatlarının anlamını alıp götüren şeyi bulup ondan kurtulmaya çabalamaktadırlar. Ana karakterimiz Toru da, karısının beklenmedik nir biçimde onu terk edip kayıplara karışmasının ardından, gerçekle gerçeküstü çizgisinin kaybolduğu bir dünyaya giriş yapmış olur. Tanıdığı her yeni insan, dünyasını daha karmaşık, daha olaylı hale getirmektedir. Ona anlatılan her hikayenin, tanıdığı her yeni insanın aslında içten içe bir birine bağlı olduğunu hisseder, fakat ne kadar çabalarsa çabalasın mantıksal bir açıklamayla durumu çözemez. Gerçi konu Murakami olduğunda endişe duyulacak en son şey ana karakterin olaylar arasındaki bağı SIRF MANTIK üzerinden kendine açıklayabilmesi. Çünkü burası Murakami'nin dünyası ve olaylar hiç de çizgisel ilerlemez burada.

Romanın yarısından itibaren kitap iyice '1Q84'ü hatırlatmaya başladı. Bu beni yenden heyecanlandırmaya yetti bile. Okuduğum ilk Murakami kitabıydı, eski rüzgarları hissettim yine.

Ve ilk kez, Murakami bir kitabında okuruna herşeyi açıklayarak bitiriyor hikayeyi. Hayretler içerisindeyim! Hiç böyle bir şey yapmaz oysa ki.

Son söz olarak; keşke sona bırakmasaymışım. Çünkü damağımda kalacak son kitabı böyle olsun istemezdim. Yine de hayranım sana, Murakami.
Havada asılı kalan o şey , beynim mi benim :/
anlamadım ahahahaha :))
tam tamına 738 sayfa okudum , sayfalar arasında koştum , yıprandım resmen ama yarım kaldım .. yazar bence bunu yapmak istiyordu , başardı..
okurken kurguyu fazlasıyla hissediyorsunuz. yazarın ters köşeleri mevcut . aklınızın okurken kitabı anlamaya yönelik düşüncelerde olması gerekir. alışılagelmiş türk yazarlarının aksine dili biraz daha akıcı. çok kalın bir kitap olsada okumak yaşantısının bir parçası olmuş insanlar için iyi bir tercih
Kitap oldukça sıkıcı ve sıradan. Okumak için kendimle savaştım. En sonunda dayanamayıp ara ara atlayarak okumaya çalıştım. Bence vakit kaybından başka bir şey değil. Kitap ta konu ne olay ne anlamak mümkün değil. Beğenmedim.
Üzüle üzüle söylemek zorundayım aşırı uzun bir zamanda bitirdim. Bu durum kitapla değil tamamen benimle alakalı daha önce de belirttiğim gibi fazla koşturmacalı bir dönemdeyim. Murakami diyince artık gözüm kapalı alabiliyorum. Kitap oldukça geniş hacimli ama böyle olmasına rağmen çok fazla karışık bir karakter tablosu yok. Aynı karakterler sürekli olayın içine girip çıkıyor daha sonra tekrar sahneye geliyor. Hayaller ve gerçekler iç içe kitapta. Belli bir bölüm okuduktan sonra bir bakıyorsunuz ki aslında kahramanının rüyası olduğunu görüyorsunuz. Kitapta her şey iyi hoş ama bana göre kitapta en can alıcı kısım bir işkence sahnesiydi. Okuduktan sonra bir kaç saat etkisinden çıkamadım. Okuduğum en etkili Murakami kitabıydı. Kurgusu oldukça güçlüydü. Enteresan güçlere sahip insanlar psikolojik şeylerden dolayı şoklara girmeler alt yapı oldukça sağlamdı. Şuan elimde 1-2 kitap dışında kitap yok hepsini yeni evime taşıdım şimdilik olanlarda idare edicem. Umarım onları da okumam umarım bu kadar uzun sürmez.
Uzun bir rüya tabiri kitabi yazilsaydi eğer iki kişiden yararlanmak isterdim. Biri murakami digeri ise Lynch olurdu. Rüya/ gerçek arasındaki keskin ayrimi yok eden, uyku / uyaniklik arasindaki o ince dus gücünü besleyen elimizde bulunmayan gecisleri hissettiren, güçlü, naif ve saglam bir murakami kitabi. Murakami okumaya başlangıç kitaplarindan biri olmasi icin agir kitap olmasina ragmen. Saglam kurgu arayanlara tavsiye ederim. Keyifle okuyunuz.
Nefret, uzun, kara bir gölgedir. Çok zaman, nefret eden kişi bile nereden geldiğini bilemez. İki yanı keskin bir kılıca benzer. Karşınızdakine şiddetle indirirseniz, kendinizi keserseniz.
Haruki Murakami
Sayfa 364 - Doğan Kitap, Girit Kano
Japonya'ya döndükten sonra, içi boş bir deniz kabuğu gibi yaşadım. Bir insanın bu dünyadaki varlığı ne denli uzun sürerse sürsün, sadece içi boş bir deniz kabuğundan ibaretse eğer, buna yaşam denemez.
Ömrüm boyu acıyı çeşitli biçimleriyle tanıdım, sanırım sizler de öyle. Ama çoğu durumda, bu acının gerçeğini başka birine sözcüklerle anlatmak oldukça zordur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zemberekkuşu'nun Güncesi
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
738
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051110103
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Necimaki-dori Kuronikuru
Çeviri:
Nihal Onol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Oyuncular:

Toru Okada: başkahraman. İşsiz, günlerini ev işleri yaparak geçiriyor. Susuz bir kuyunun dibine indiği gün hayatı değişiyor.

Kumiko Okada: Toru Okada'nın karısı, gazeteci. Ortadan kayboluyor.

Maya Kasahara: Toru Okada'ya arkadaşlık eden yeniyetme kız.

Malta Kano: bedensel zerrecikler takıntısı olan, kırmızı şapkalı medyum.

Girit Kano: Malta Kano'nun kız kardeşi ve yardımcısı. Geçmişi, fiziksel acılar ve intihar girişimleriyle dolu.

Noboru Vataya: Kumiko'nun ağabeyi, Toru Okada'nın düşmanı, kötü politikacı.

Teğmen Mamiya: İkinci Dünya Savaşı'nda, sayısız acılar yaşamış, toplama kamplarında kalmış ama bir türlü ölmemiş, yaşamaya mahkûm yaşlı adam.

Muskat Akasaka: Toru Okada'yı himaye eden gizemli kadın.

Tarçın Akasaka: Muskat Akasaka'nın, mükemmel fakat hiç konuşmayan oğlu.

Yardımcı oyuncular:
Zemberekkuşu: her gün ötüşüyle dünyanın zembereğini kuruyor, ancak görevini bir gün ihmal edince işler karışıyor.

Noboru Vataya: kaybolmasıyla Okada ailesinin hayatının değişmesine neden olan kedi. Namıdiğer, Uskumru.
(Arka Kapak'tan)

Ödüller : 1996 Yomiuri Edebiyat Ödülü

Kitabı okuyanlar 318 okur

  • zuhal pamukcu
  • Gulsev
  • Müge Erol
  • Esin Karakuş Umay
  • Ceyhun Kayacan
  • burcu atalay
  • Ayla şahin
  • Sabiha
  • Drkitapsever
  • rabiyaa

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%16.1
25-34 Yaş
%34.8
35-44 Yaş
%33.9
45-54 Yaş
%8
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.6
Erkek
%34.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23 (28)
9
%21.3 (26)
8
%32 (39)
7
%18 (22)
6
%1.6 (2)
5
%2.5 (3)
4
%0.8 (1)
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%0