Sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla..
Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla.. Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla..
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla...
Bir nehri evlat edinmenin zarifliğiyle sevebilmek mesela...
Yırtık çorapların ezgisinde yoksulluğu duyabilmekti.Hatıraları yeniden ekebilmek için bir yağmur damlasından dilenmekti.
Patika çaresizliklerin zirvesinden bakabilmekti.
Çocuk masumiyetlerinin tokmağından tutabilmekti.Belki de bir bahçe korkuluğunun amaçsızlığıydı sevmek,
bakmaktı ama görememekti ...