Yüz milyar kadar galaksi, her birinde de ortalama olarak yüz milyar yıldız var. Bütün galaksilerde, yıldız kadar gezegen de bulunması olasılığı söz konusu. Böylesine akıl almaz sayılar karşısında, neden tek bir yıldız, yani Güneş insanların yaşadığı bir gezegende yaşam veriyor olsun da, başka olasılıklar bulunmasın? Niçin Kozmos'un ücra bir köşesinde yaşama mutluluğuna yalnızca bizler erişmiş olalım?
Galaksiler arası uygun bir noktadan bakabilsek, uzay dalgaları üzerine yayılmış köpük gibi hafif ışıltılı şekiller görürüz. Bunlar galaksilerdir; bazıları tek başına, bazıları küme halinde engin kozmik karanlıkta kayarak dolaşırlar. Evet, işte karşımızda, bildiğimiz kadarıyla, en geniş boyutlardaki bir Kozmos...
Günümüz fiziğindeki en büyük uğraşlardan biri, ki bu elinizdeki kitabın büyük bir kısmının da konusudur, söz konusu iki kuramı bir araya getirecek yeni kuram, yani kuantum kütleçekim kuramı arayışıdır.
Genel görelilik kuramı kütleçekim kuvvetini ve evrenin gözlemlenebilir büyüklüğünü, eşdeyişle yalnızca birkaç kilometrelik büyüklüğünden milyon milyon milyon milyon (1 ve yanında yirmi dört sıfır) büyüklüğüne kadar olan büyük ölçekteki yapısını betimler. Diğer yandan kuantum mekaniğiyse bir santimetrenin milyonda birinin milyonda biri kadar oldukça küçük ölçeklerdeki olgularla uğraşır. Ancak ne yazık ki bu iki kuram birbiriyle tutarsızlık gösterir; her ikisi de aynı anda doğru olamaz.