Atatürk, ittihatçıların menfi taraflarından nefret ederdi. Kendisi de gençken yeminli ittihatçı olmasına rağmen, aşağı yukarı Hareket Ordusu macerasından sonra, binbaşılığından itibaren bu tavır ve hizipcilikten nefret edip, çatışarak kenara çekilmiştir. Bazı arkadaşları da öyleydi daha öyleydi ve Halk Partisi'nin içinde de bu tarzı takip etmiştir. Mesela Aydın'a geldiği zaman"Burada muhalif bir genç var. Serbest Fırka reisi ve hayli etkili"deniliyor. Kastettikleri o zaman daha "Menderes" olmayan Adnan Bey idi. Anlatılanlar üzerine çok sinirlenerek Adnan bey'i çağırmıştır. Bunun üzerine Adnan Bey arza başlamıştır ki boş bir insan değildir, zira askerliğini yedek subay olarak yapmış, İstiklal Madalyası almış ve Amerikan Koleji'nde okumuştu. Memleketin halini, çiftçinin durumunu, ihmali, bürokrasinin tutumunu anlatıyor.
O anda Atatürk'ün tavrı ve yüzü değişmeye başlıyor."Sen bunları bana bir layiha halinde ver"ve ondan sonraki dönemde onu Aydın'dan mebus yapıyor. Bu bir zihniyettir. Ancak Türk cemiyetinde bu tip liderler çok azdır.