Yolsuzluk ve ekonomik çekişmelerle gölgelenmiş bir toplumda ayakta kalmak için mücadele eden Leyla ve ailesini izlerken yaşadığımız toprakların durumu bir an olsun aklımdan çıkmadı. Anlattığı hikaye, eşsiz detaycılığı, kusursuz diyalogları ve nefis sinematografisi bir yana dursun hayatımda izlediğim en iyi film finallerinden birine sahipti. Yer yer yüzümde beliren hüzünlü gülümsemeler ve kalbimdeki tarifi mümkün olmayan buruklukla anımsayacağım unutulmaz bir deneyimdi. Teşekkürler Saeed Roustayi böylesi iyi bir toplum analizci olduğun ve bu yeteneği sinemanın imkanlarıyla taçlandırdığın için.
Filmin ana teması ekonomi ve bunun insan ilişkilerine etkisi. Feodal ilişkiler vs ekonomi. Bir baba feodal güç için kendi evlatlarını bile görmezden gelebiliyor.Kızının filmdeki rolü aslında hepimizin vicdanlarının sesi güç için evlatlarına sırtını dönen bir baba...
Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü?
Cahilsin okur öğrenirsin, Gerisin ilerlersin, Adam yok yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok kazanırsın, fakat insanoğlu bozuldu mu bunun çaresi yoktur. Sen cilt yapıyorsun şiraze nedir bilirsin bizde insanoğlu şirazesiz kalmış. Hayat onun için ahenksiz, birbirini tutmayan, günün hayatına cevap vermeyen bir yığın ölü kıymetler tarafından idare ediliyor. Dünyaya baktığımız zaman ayrı görüyor kendi kendimizle kaldığımız zaman ayrı düşünüyoruz.
Fikirlerimiz onları taşıyacak kudrette olduğumuz kadar bizimdirler.
Ahmet Hamdi Tanpınar