İkinci Katil intikam örgüsü içinde bulunan bir polisiye romanı. Komiser Meltem, kızı Ece ile İstanbul’da yaşam mücadelesi veriyor. Anne olmak ve sert bir Komiser olmak arasındaki dengeyi tutturmak Meltem için hiç kolay değil. Hırsızlık masasına geldiği günden beri yargı dağıtan Meltem’in ekibinde bir köstebek mi var? Hırsızlara yardım eden bir polis ihtimali bile bu kitabın seyrini bir hayli değiştiriyor. Meltem’in ekibinde Betçe, Emel, Harlem, Demir İstanbul’un en ünlü kuyumcu soygunu karşısında neler yapacaklar?
Kaçırılan bir kişi. Siyasetçi ismi ile biliniyor ve ülkece de lafı sözü dinleniyor. Bu kişi çok tehlikeli aynı zamanda polisiye romanın kilit isimlerinden de biri.
Komiser Meltem yeri geliyor öfkeden cam bardakları parçalamak istiyor çünkü haksızlığa uğramak zoruna gidiyor. Aynı ekibinden Emel ise bir yalan ve aldatmaca sonucu şoka uğruyor. Utku Balkan Ağadangil okurlarına hesaplaşmalar zinciri vaad etti ve sözünü tuttu.
Hırsız Adel… O bizi katile çok yaklaştıran biri. Müthiş hayatta kalma becerileri var ve kılık değiştirme ustası. Okurken aklımda en çok kalan kendisi oldu. Ve Engin… okudukça tanımak çok daha mantıklı. Amir ise en sevmediğim kişi, bu romanın vampiri diyebileceğim kötüsü.
Sanat ve müzik ile harmanlanmış İkinci Katil bizleri Vivaldi’nin ölümsüz eseri “Kış Konçertosu” ile büyülerken o klasik ütopik ortamıyla sararken bir yandan Henri Matisse’nin “Şapkalı Kadın” tablosu gibi kendine hayran bırakacak.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Sonbahar sıcağında bir hayli huzursuz bir kalabalıkla Nyarlathotep’i görmeye gittim. Oldukça kasvetli bir geceydi. Bizi en az o kadar kasvetli bir odaya götüren merdivenlerden çıktık ve ekrana yansıtılmış şekilde, harabeler arasında kukuletalı varlıkları ve yerle yeksan olmuş anıtların arasından bakan…”
“Tramvayla burun burunaydı Adel. Polisin hemen arkasında olduğunu biliyordu. Şimdi! Başka çarem yok!
Kendisini rayların üzerinden yolun diğer tarafına doğru attı. Korkudan çığlık atan insanların sesini duydu. Tramvayın vatmanı da kornaya asılmıştı.”
ŞE7T4N bu kez Colorado’da görüntülendi…
Charlie Manx, Wraith Rolls-Royce’una bindirdiği çocukları “Noelistan” adı altında bir yok yere götüren bir iblistir. Şe7tan aynı zamanda özel bir araç plakasıdır. Bu yolculuk sırasında maalesef ki o çocuklar da habis varlıklara dönüşür. Manx, günün birinde Victoria adı altında bisiklet süren zeki bir kızla karşılaşır daha doğrusu Vic, Manx’in özel yollarını keşfeder. Vic’in ne çocukluğunun yakasını bırakır ne de gençliğinin… Vic’in talihsiz oğlu Wayne’de maalesef ki bu yaratığın elinde oyuncak olmak üzeredir.
Bing karakteri de Manx’in hem şöförü aynı zamanda pis işlerini yaptırmak için kullandığı kuklasıdır. Tehlikeli ve son derece sadist eylemlerini okurken sinir uçlarınızda baskı hissedeceksiniz.
Joe Hill Şeytan kitabında biz okurları dehşete düşürürken aynı anda da kusursuz betimlemeleri ile büyülüyor. Kötülüğün galip gelmeye çok yaklaştığı ve Manx’in “Uyku Evi” dediği Noelistan rotalarından birinde kötücül gaz deneylerine maruz kalabilirsiniz. Bir yandan Vic’in kocası Lou, ailesini bir arada tutmaya çalışmaktadır. Safça ama iyi niyetli olan motosiklet tamircisi koca, ailesini toparlayabilecek mi?
Vic’in yani çocukken anne ve babasının deyimi ile özel bir çocuk olan “Velet”in görülmeyeni görme, kayıp eşyaları bulma, 6.his gibi yeteneklerini çocuk kitapları yazarak içini boşaltmayı seçmiş. Onun rehabilitasyonu da bu.
Stephen King’in zihin algılarımızın çok ötesindeki hayal dünyası oğlu Joe Hill’e de geçmiş. Hem aklımıza hem de inancımıza ihtiyacımız olduğunu anladım bu devasa romanı okuduğum sürede.
“Babacık bizi Noel Baba’nın kızağına bindirmek için Noelistan’a götürüyor. Babacıkla günümüz Noelistan’da geçiyor.”