Joe Hill, Stephen King’in oğlu olarak bilinse de (King soyadını kullanmasa bile) kendi sesini bulmuş ve modern korku ve gerilim edebiyatının güçlü isimlerinden biri olmayı başarabilmiş, babası gibi son derece “sorunlu” bir yazardır. ŞE7T4N ise çok uzun zamandır okuma listemde olan ama burada aldığım bir tavsiye üzerine okuduğum Hill’in ise en dikkat çekici eserlerinden biri. Hill, bu mükemmel romanında korku ve gerilimle biz okurlarına harmanlanmış bir hikâye sunarken, aynı zamanda karakterlerin de içsel çatışmalarını (özellikle Vic üzerinden) ve karanlık yönlerini derinlemesine inceleyip romanın unsurlarını oluşturup biz okurlarına sunmuş.
ŞE7T4N, kendini akıcı bir şekilde okuturken biz okurların zihinlerinde de iz bırakan, hem doğaüstü korku öğeleri ile hem de psikolojik olarak okura işleyen korku öğeleri ile bizleri gerilim dolu bir yolculuğa çıkaran çok katmanlı bir kurgu. Eminim kitabı okuyan birçok kişi gördüğü araçların plakasına bakmış, Rolls-Royce kendi sokağına girdi mi diye meraklanmış, telefonları çaldığında ise bir “acaba” demiştir. Vic, genç bir kadın, aynı zamanda olağanüstü yeteneklere de sahip. Kaybolmuş şeyleri bulabilen kitaptaki ana karakterimiz. Köprüsü onun için gizemli kestirme bir yol. Manx ise kitabımızın kötü karakteri. Korku edebiyatında kendini rahatlıkla üst sıralarda bulabilecek, King soyadına yakışacak kötülükte korkunç bir adam. Bu iki karakterin ekseninde gelişen olaylarda hem gerilecek, hem heyecanlanacak hem de kitabın ana temasına uygun şekilde hayal gücünün hem tehdit hem de kurtuluş kaynağı olup olmayacağının cevabını büyük bir heyecan içinde alacağız. Bunlar neticesinde Hill aslında çok güçlü karakter kadrosu da sunmuş oluyor bize. Vic, bize hem güçlü hem kırılgan bir karakteri gösterir. Onun içsel mücadeleleri, korkuları ve