“Günlüğün sonlarına geldiğimi anladığım vakit ise durmaya karar verdim. Hemen bitirmek istemedim. Biraz başka meselelere kafa yormak iyi olacaktı. Mesela müze müdürünün buraya gerçekten neden döndüğü ve Deniz’in babasına gerçekten kıymış olup olamayacağı gibi.”
“Oğlum sen ne konuşuyorsun bilip bilmeden? Liseyi zor bitirmiş adamsın. Hayallerin Torosların ötesini geçmez, kalkmış bir de kıza çatıyorsun.” İzzet kardeşini kolay harcamıştı. Klasik bir zıt kutuplara bakan iki kardeş hikâyesiydi bu.