Şehrin Hikâyesi benim için sadece okunan bir kitap olmadı, iz bırakan bir deneyime dönüştü. Daha ilk sayfalardan itibaren insanı içine çeken bir atmosferi var. Dickens, iki şehri anlatırken aslında iki farklı ruh hâlini, iki farklı insan yüzünü gösteriyor. Okudukça bunun sadece bir tarih hikâyesi olmadığını anlıyorsun.Kitapta beni en çok sarsan şey,adaletsizliğin insanı ne kadar kolay canavara dönüştürebildiğini görmek oldu. Başta haklı olan bir öfkenin, kontrolsüz bırakıldığında nasıl kör bir intikama dönüştüğünü okumak gerçekten insanın içini ürpertiyor. Fransız Devrimi bu kitapta bir zafer gibi değil, ağır bir bedel gibi anlatılıyor.Ama beni asıl etkileyen karakter Sydney Carton oldu. Hayatını boşa harcamış gibi görünen bir insanın, son anda yaptığı o büyük fedakârlık… Açıkçası kitabı bitirdiğimde boğazım düğümlendi. Bazı karakterler vardır, hikâye biter ama etkisi bitmez; Sydney Carton tam olarak öyle bir karakterdi.
İki Şehrin Hikâyesi bana şunu hissettirdi: İnsan bazen her şeyini kaybetmiş gibi görünse bile, tek bir doğru seçimle her şeyi anlamlı hâle getirebilir. Bu kitap beni düşündürdü, sarstı ve gerçekten çok etkiledi. Uzun süre unutamayacağım kitaplardan biri oldu. Kesinlikle tavsiye ediyorum