d.

Puan vermedi·288 syf.·
2026 5. kitabı
Kitap resmen İlber Hoca’yla karşılıklı kahve içip dertleşmek gibi. Hangi yaşta ne yapmalı, nasıl gezmeli, ne okumalı tatlı sert anlatmış. Okurken bazı yerlerde "Hocam iyi güzel de bu ekonomik şartlarda nasıl olacak o işler?" diye içten içe tartıştım, yalan yok. Ama biraz derin düşününce adamın asıl derdinin para değil, "dünyayı merak etmek" olduğunu anlıyorsun. İnsanın içini garip bir öğrenme ve yaşama hevesi kaplıyor. Bence kesinlikle okunur. Kusursuz bir hayat formülü falan beklemeyin ama "Ben ne yapıyorum, hayatı ıskalıyor muyum?" diye sorguladığın bir dönemdeysen ilaç gibi gelebilir. En azından hayata bakış açını biraz esnetiyor.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,1bin okunma
Reklam
8/10
·336 syf.·
2026 4. kitabı
Nil’de Ölüm’ü elime aldığımda klasik bir Agatha Christie polisiye romanı okuyacağımı biliyordum ama mekân olarak Nil Nehri’nin seçilmesi kitabı benim için daha ilgi çekici yaptı. Lüks bir gemi, tatil havası ve egzotik manzaralar… Başta her şey fazlasıyla sakin. Ama Christie okuduğum için bu huzurun uzun sürmeyeceğini de tahmin ediyordum.Roman ilerledikçe işlenen cinayetle birlikte herkes bir anda şüpheli hâline geliyor. Açıkçası bu kısmı çok sevdim çünkü “Katil kesin şu” dediğim her an, hikâye beni ters köşe yaptı. Poirot’nun sabırlı ve detaycı tavrı da olayı çözmeye çalışırken bana eşlik ediyormuş gibi hissettirdi.Nil Nehri romanın havasını ciddi anlamda etkiliyor. Güneşli, sıcak bir ortamda böyle karanlık bir olayın yaşanması gerilimi daha da artırıyor. Aşk, kıskançlık ve intikam gibi duyguların cinayetin arkasında olması da hikâyeyi daha gerçekçi kılıyor. Kısacası Nil’de Ölüm, beni sıkmadan, sürekli merakta bırakarak ilerleyen bir romandı. Polisiye seviyorsan ve akıcı bir kitap arıyorsan, bence bu roman tam okunmalık.
Nil'de ÖlümAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20245,5bin okunma
Puan vermedi·464 syf.·
2026 3. kitabı
Şehrin Hikâyesi benim için sadece okunan bir kitap olmadı, iz bırakan bir deneyime dönüştü. Daha ilk sayfalardan itibaren insanı içine çeken bir atmosferi var. Dickens, iki şehri anlatırken aslında iki farklı ruh hâlini, iki farklı insan yüzünü gösteriyor. Okudukça bunun sadece bir tarih hikâyesi olmadığını anlıyorsun.Kitapta beni en çok sarsan şey,adaletsizliğin insanı ne kadar kolay canavara dönüştürebildiğini görmek oldu. Başta haklı olan bir öfkenin, kontrolsüz bırakıldığında nasıl kör bir intikama dönüştüğünü okumak gerçekten insanın içini ürpertiyor. Fransız Devrimi bu kitapta bir zafer gibi değil, ağır bir bedel gibi anlatılıyor.Ama beni asıl etkileyen karakter Sydney Carton oldu. Hayatını boşa harcamış gibi görünen bir insanın, son anda yaptığı o büyük fedakârlık… Açıkçası kitabı bitirdiğimde boğazım düğümlendi. Bazı karakterler vardır, hikâye biter ama etkisi bitmez; Sydney Carton tam olarak öyle bir karakterdi. İki Şehrin Hikâyesi bana şunu hissettirdi: İnsan bazen her şeyini kaybetmiş gibi görünse bile, tek bir doğru seçimle her şeyi anlamlı hâle getirebilir. Bu kitap beni düşündürdü, sarstı ve gerçekten çok etkiledi. Uzun süre unutamayacağım kitaplardan biri oldu. Kesinlikle tavsiye ediyorum
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,5bin okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2026 2. kitabı
Bir Delinin Anı Defteri bende “delilik”ten çok sıkışmışlık hissi bıraktı. Okurken birinin yavaş yavaş kopuşuna tanık olmaktan ziyade, zaten baştan beri kimsenin ciddiye almadığı bir insanın içini okuyormuşum gibi hissettim. Gogol’un yaptığı şey, akıl sağlığını kaybetmeyi dramatize etmek değil; küçük görülen, ezilen, yok sayılan birinin dünyaya tutunma çabasını olduğu gibi göstermek. Metin ilerledikçe gülümseten yerler oluyor ama bu gülümseme rahatlatıcı değil, biraz tuhaf ve huzursuz edici. Çünkü anlatılan şey insana çok tanıdık geliyor: değersiz hissetmek, görünmez olmak, sürekli yukarıya bakmak. Kitap kısa, dili basit ama duygusu ağır. Ben okurken “acaba gerçekten deli mi, yoksa bu dünyada ayakta kalmaya çalışan biri mi?” sorusu hep aklımdaydı. Büyük olaylar bekleyenleri değil ama insanın iç dünyasına, yalnızlığına ve kırılganlığına dair metinleri sevenleri fazlasıyla tatmin edecek bir kitap; bitince insanın içinde sessiz bir boşluk bırakıyor.
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
Puan vermedi·68 syf.·
2026 1. kitabı
Körler Ülkesini okurken beni asıl yakalayan şey, hikâyenin ne anlattığından çok bana ne hissettirdiği oldu. Kitap kısa, dili sade ve olup biteni hızlıca aktarıyor ama asıl mesele sayfaların arasında değil, okur olarak senin kafanda dönüp duran düşünceler. Farklı olmanın her zaman bir avantaj sayılmadığı, hatta çoğu zaman yük haline geldiği bir dünyayı anlatıyor ve bunu yaparken büyük laflar etmiyor. Ben okurken yer yer rahatsız oldum, yer yer “evet, tam olarak bu” dedim; çünkü anlatılan durum bugünün dünyasına fazlasıyla tanıdık geliyor. Karakterlerden çok fikirler akılda kalıyor ve kitap bittiğinde net bir tat bırakıyor: Haklı olmak yetmiyor, anlaşılmak çok daha zor. Aksiyon ya da sürükleyicilik arayanlar için yavaş ve sade gelebilir ama kısa, düşündüren ve insanın zihnini kurcalayan metinleri sevenler için okunmaya değer bir kitap; ben okuduğuma pişman olmadım ve bu tarz kitapları sevenlere de gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Körler ÜlkesiH. G. Wells · Kolektif Kitap · 20183,693 okunma
Reklam