-"Adın Tugay Demir Çeviker."
-"Evet."
-"29 Kasım 1996 doğumlusun."
-"Evet."
-"Burcun Yay." Gülmeye başladı.
-"Tamam beni dinliyor musun, diye merak etmiştim," dedim gülerek.
-"Sevgili avukat," dedi içten bir sesle ya da ben öyle istedim.
-"Şu an seninle bir kafede oturuyor olabilirdik, bütün bunlar olmadan tanışmış olsaydık, şu an bana yükselenimi sorardın değil mi?"
-"Sana uzun uzun kendimi anlatamam, dedi ağır ağır. O kadar çok cümlem yok.
Çünkü bir hayatım yok. Az yer, az konuşur, az uyurum. Çay içer, kitap okurum. Sadece ülkem için savaşır, öleceğim günü beklerim. Ama sonra... Yutkunur gibi oldu. Sen göğsüme bir şey yaptın, Ahu. Küçük bir umudu, yaşadığımı hissettiren tek hissi verdin. Seni kırdım, paramparça ettim belki. Ona rağmen beni bırakmadın. Güvenini bir an dahi eksiltmedin. Şimdi bırak, bana koşulsuzca sunduğun umut ve güvenin hakkını vereyim.”