Suçluluk illeti, işlediğim suçlardan çok daha fazla zorlaştırdı hayatımı. Çünkü suç saklansa da, suçluluk kalır. Yastığın üzerinde uykusuzluk lekesi, kalpte kimliği meçhul ağrı, kursakta bekleyen taş gibi kalır.
Her insanın yasla baş etme şekli farklıdır. Kimi içine kapanır, kimi anlatır. Kimi sessizce yok olur, kimi güler çünkü bazen gülmek, hayatta kalmanın son yoludur.
Birinin acısını dışarıdan izleyip, "öyle davranmamalıydı" demek…
Bu, empati eksikliğinin en sessiz ama en keskin hâlidir. Acıyı, sadece gözyaşından ibaret sananlar var. Oysa bazı yaralar, en çok sustuklarında kanar.
Birini anlamaya çalışmak, ona kendi kalıplarımızı giydirmek değil, onun yükünü, kendi bakış açımızdan değil, onun taşıdığı şekliyle görmeye çalışmaktır.
Acıya saygı duymayanın, insanlığın sesine de kulağı kapalı olur.