zeyneps

zeyneps
Yaşamanın dışında ve ötesinde, hiçbir şey beklemeden..
Bana kalırsa insanlık, Müslümanlar da dahil olmak üzere bu son şansını hiç de iyi değerlendirememişti. Buna karşın Tanrıdan ses çıkmıyordu. Fırtınalar, kasırgalar, depremler, volkanlar, savaşlar, hastalıklar, parasızlıklar.. Belki de bu yüzden dünyanın başına hiç iyi bir şey gelmiyordu. Yenilmiş tek bir elme için ödediğimiz bu bedel "biraz" fazlaydı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu dağlar yerinden ayrılır bir gün. Nice bin senedir çürüyen canlar, Hakk'ın emri ile dirilir bir gün. Karşıki dağlar da karlı dağ olsa, Çevre yanı mor sümbüllü bağ olsa, Ağa olsa, paşa olsa, bey olsa, Yakasız gömleğe sarılır bir gün. Bu dünyada adem oğluyum dersin, Helâli, haramı seçmeden yersin, Yeme el malını, er geç verirsin, İğneden ipliğe sorulur bir gün
aşırı üzüntünün getirdiği aşırı öfke ve aşırı öfkenin getirdiği aşırı sakinlik
Evden kaçabilirsin artık çocuk, ama kaderden asla
Şiir
Bu nasıl bir kader be albayım? Bir insanın yüzü hiç mi gülmez, ha? Gülmek dediysem öyle diş gösteren, çene kaslarını çalıştıran mekanik bir hareketten söz etmiyorum. Yüzünün içinde bir bahar açmaz mı insanın? Gözlerinin kenarına uğramaz mı tek bir huzur kırıntısı? Ama yok albayım... Bana sorsalar, "Nasıl gidiyor hayat?" diye, "El mecbur" derim. Çünkü başka türlüsünü öğreten olmadı albayım. Kimse, "Rahat etmen de hakkındır," demedi. Daha küçükken bile öğütlerin gölgesinde büyüdük. "Sus", "Bekle", "Katlan", "İyi çocuk ol", "Büyüyünce geçer..." Ama büyüdüm albayım. Geçmedi. Geçmedi çünkü geçmek için yola çıkan hiçbir şey yoktu aslında. Acılar kalıyor burada, evin aynı köşesinde oturup beni izliyorlar her gece. Ben içeri girdiğimde onlar çoktan yerleşmiş oluyor salona. Biri tabureye çöküyor, sessizce bana bakıyorlar, bana bakıyorlar albayım... ve ben utanıyorum onlardan, çünkü hiçbirini kovamadım yıllardır. Kendimi anlatmalıyım sanırım size albayım, çünkü kimseye anlatamayınca insan bir gün kâğıtlara konuşmaya başlıyor. Siz albay olmuşsunuz, ben de sıradan bir vatandaş; ama acının rütbesi olmaz. Siz de yorgunsunuz biliyorum. Ama ben başka yorgunum albayım. Ben içten yorgunum. İnsanlardan değil, onların içimde bıraktığı izlerden yorgunum. Her şey bittikten sonra bile hala konuşmaya devam eden o seslerden... Bazen düşünüyorum da, hayatım bir taslak gibi kaldı sanki. Birileri yazmaya başlamış, sonra bırakmış. Üçüncü sayfada kalmış hikâyem, ne giriş tam, ne sonuç belli. Ve bu eksikliği ben değil, herkes fark ediyor. Ama kimse tamamlamaya çalışmıyor. Çünkü kim, başkasının hikâyesini tamamlar ki albayım? Ben artık kahkaha atmıyorum mesela. O eski kahkahalarımı rafa kaldırdım. Tozlanıyorlar şimdi orada, belki bir gün temizleyip geri alırım diye, ama hangi gün, bilmiyorum. Çünkü