İçinde yaşadığımız şehirler ölümün okullarıdır, çünkü gayri
insanidirler. Bu şehirlerin her biri uğultunun ve leş kokunun
kesiştiği kavşaklar halini almıştır, her biri binalardan oluşan
bir kaos olmuştur, bu şehirlerin içine milyonlarcamız
yığılarak, yaşama nedenimizi yitirmekteyiz. Biz çaresiz
bahtsızlar, kendimizi saçmalık labirentine iyi kötü girmiş
hissediyoruz ve buradan ancak ölümüz çıkacak, çünkü bizim
yazgımız daima çoğalmakta, tek amacımız da sayısızca
ölmekte. İçinde yaşadığımız şehirler, çarkın her dönüşünde
birbiri ardına hissettirmeden ilerliyor, birbirleriyle kaynaşma
özlemiyle yanıp tutuşarak; bu yürüyüş mutlak kaosa doğru,
uğultu ve leş kokusu içinde. Çarkın her dönüşünde arazi
fiyatları artıyor, boş alanı yutan labirentin içinde plasman
geliri şehir duvarlarını günden güne yükseltiyor. Paranın para
getirmesi ve içinde yaşadığımız şehirlerin ilerlemesi şart
olduğundan, her kuşağın evlerinin iki misli yükselmesi ve iki
günde bir suların kesilmesi de meşrudur.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sevgili Wilhelm, insanın içindeki açılma, yeni keşifler yapma, dolanıp durma hevesi üzerine çokça düşündüm; sonra yine kısıtlamalara kendini isteyerek teslim etme, alışkanlığın rayında, sağa sola aldırmadan, öylesine gitme içgüdüsü üzerine.