Olağan şartlarda, aile içinde hayati önemdeki dokunuşlar kendiliğinden vuku bulur.
Anne baba ve diğer yakınlar bebeği okşar, tenini ovalar, onu kollarında taşırlar. Bedensel etkiyle el ele, daha yakın bir ruhsal bağ da oluşur. Dertli anlarında veya küçük yaralanmalarda kucaklanmanın, çocuklara ve yetişmekte olanlara teselli ve şifa verme gücü vardır. Ergenlikle beraber dokunma oyununu kız ve erkek arkadaşlar ve sevgililer devralırlar;
işte, o zaman da bu oyunu en iyi oynayanlar, çocukken çok dokunma tecrübesi yaşamış olanlar olur.
Trolius ve Cressida'da, Cressida sorar, "Öpüşürken alıyor musun, veriyor musun?" Yanıt: Her ikisi de. Öpüşme alma ve verme arasındaki ayrımı belirsizleştirir. Öpüşürken insan hem ötekini, hem kendisini besler.
Biliyoruz ki iyi kızların canı seks istemez. Onlara egemen olmak ya da hatta güç kullanmak, bu ikilemden kurtulmanın yolu olarak görülüyordu. Bu tutum kimseyi kızdırmadığı için gerçek yaşamda yaratacağı sorunlara karşın filmlerde işe yarıyordu.