Burada ilk kez, üretime herhangi bir biçimde katılmadan, üretimin yönetimini tamamen ele geçiren ve üreticilere ekonomik olarak boyun eğdiren bir sınıf ortaya çıkmaktadır; bu sınıf kendini herhangi iki üretici arasında vazgeçilmez bir aracı haline getirmiştir ve ikisini de sömürmektedir. Üreticilerin elinden mübadelenin zorluğunu ve risklerini alma, ürünlerinin uzak pazarlardaki sürümünü genişletme ve böylelikle halkın içindeki en yararlı sınıf olma bahanesiyle toplumun gerçek firavunfarelerinden müteşekkil bir parazitler sınıfı ortaya çıkıyor; bu sınıf çok küçük gerçek hizmetlerinin ücreti olarak hem yerli hem de yabancı üretimin kaynağını yer, kısa sürede büyük servetlere ve bunlara karşılık düşen toplumsal nüfuza sahip olur ve tam da bu yüzden uygarlık dönemi boyunca hep yeni şereflere nail olup, üretim üzerin- de gitgide daha büyük bir egemenlik kurar, nihayetinde kendi ürünü olan periyodik ticari krizleri piyasaya sürer.
Bir sonraki adım bizi barbarlığın üst aşamasına, tum uygar halkların kahramanlık dönemlerinde geçtikleri bir döneme götürüyor: Demir kılıcın, ama aynı zamanda demir sabanın ve baltanın da çağıdır bu. Tarihsel açıdan devrimci bir rol oynamış tüm hammaddelerin sonuncusu -patates hariç sonuncusu- ve en önemlisi olan demir, insanın hizmetine girmeye hazırdı.
Erkeğin evdeki fiilî iktidarıyla birlikte, tek başına iktidar oluşunun önündeki son engel de yıkılmıştı. Bu tek başına iktidar analık hukukunun çöküşü, babalık hukukunun uygulanması ve çiftlenme evliliğinin yavaş yavaş tekeşliliğe geçmesiyle birlikte onaylandı ve ölümsüzleştirildi. Gelgelelim, böylece eski soy düzeninde bir çatlak oluştu: Aile tek başına bir güç haline geldi ve soyun karşısında tehditkârca yükseldi.
Zaten Yusuf, senelerden beri hiç kimseye karşı kalbinde muhabbet beslemiyor ve bir insanı sevebilmesi için ona hayran olması lazım geldiğini anlıyordu.