İşte hayatında bulduğu en büyük iyilik, bütün kötülüklerini karşılayacak kadar büyük bir lütuf bu alışabilmekti, herkes felaketlerine tahammülle başlıyor ve tahammülle alışarak dayanabiliyordu.
O zaman eylül kendine tabiatta ilk ümitsizlik ayı, faniliği ilk duyma ayı, ilk faydasız ve elim mücadele arzusu gibi, hayatın ne olduğunu anlayıp habersiz geçen güzel mazinin hasretiyle ilk boyun bükülen ay gibi göründü. Ayaklarının altında çamurlanmış çürük yapraklara bakarak, “Evet, her şey çürüyor, demek biz de çürüyeceğiz” diye düşündü.
Özgürlük, ebediyet ve sonsuzluk duygusundan, zamana bağlı olmamaktan, ‘an’ın tutsağı olmamaktan, o aldatıcı sihirli ‘an’ı bir kurtarıcı gibi görüp beklememekten kaynaklanır. Zamanın olmadığı yerde özgürlüğü duyumsayabiliriz ancak.
Toplumun temposuna ayak uyduramamak, onun akışını ve sürekli değişen standartlarını yakalayamamak, psikiyatrist için de bizim için de psikolojik sorunların belirtisi sayılır. Bu bağlamda, psikiyatriste giden kişi, yeniden yarış pistine çıkmadan önce yağlama
servisinde teknik bakım gören bir yarış arabasına benzer. Yarışın kendisi asla sorgulanmaz. Tersine, yarışı sorgulayanlar psikiyatrist tarafından sorgulanırlar.