Özgürlük, ebediyet ve sonsuzluk duygusundan, zamana bağlı olmamaktan, ‘an’ın tutsağı olmamaktan, o aldatıcı sihirli ‘an’ı bir kurtarıcı gibi görüp beklememekten kaynaklanır. Zamanın olmadığı yerde özgürlüğü duyumsayabiliriz ancak.
Toplumun temposuna ayak uyduramamak, onun akışını ve sürekli değişen standartlarını yakalayamamak, psikiyatrist için de bizim için de psikolojik sorunların belirtisi sayılır. Bu bağlamda, psikiyatriste giden kişi, yeniden yarış pistine çıkmadan önce yağlama
servisinde teknik bakım gören bir yarış arabasına benzer. Yarışın kendisi asla sorgulanmaz. Tersine, yarışı sorgulayanlar psikiyatrist tarafından sorgulanırlar.
Hayatta olma bilinci kendini daha güçlü bir şekilde hissettirir geceleri, ölümün varlığı da öyle. “Yaşamın anlamı” gece duyumsanır ve sorgulanır. Kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz. Yaşam, gecenin konusudur.
“Sakin ve akıllı bir insanın, mutsuz bir insanın durumunu anlamaya çalışması, onu ikna etmeye çalışması boşuna! Tıpkı hastanın başında bulunan sağlıklı birisinin, sahip olduğu gücünün birazını bile ona aktaramaması gibi.”
Onun için yaşlıların gözleri bozulur anlıyor musun?
Aynı yerden tekrar geçtiklerini anlamasınlar diye.
Kısır bir döngüye karşı doğal bir savunmadır körleşme.