Kitabı okumadan önce büyük bir heyecanla başladığım söylenemez, ilk 60 sayfayı kafa karışıklığı içinde okudum.
Yine de okumaya devam ettim
(başladığım kitabı mutlaka bitirmem gerekir çünkü)
Okudukça bu “Aylak Adam C.”nin beni rahatsız etmeye başladığını farkettim, düşünceleri, hareketleri, yaşayış biçimi gerçekten de aylakçaydı.
Sürekli bir arayış içinde olması, kadınları obje olarak görmesi, bulduğu kadınlara hep cinsel açıyla yaklaşması günümüz aylak erkeklerinin özeti gibi.
Hikayemizde 2 sevgilisini bi’şekilde kaybediyor, ayrılıyorlar.
(Kızlar adına çok sevindim kurtulmaları iyi oldu)
Her sayfada bacak bacak bacak bacak artık kusasım geldi.
Neymiş bunun sebebi peki?
Küçükken annesi erkenden vefat edince evde babası ve teyzesiyle yaşıyormuş, ikisi berabermiş.
Babası Zehra teyzenin bacaklarını severken bu da şahit olmuş, babasından nefret ediyor, babası gibi olmak istememesine rağmen yıllar geçtikçe babasına dönüşüyor.
Hikayemizin sonunda da yine aradığı kişiyi bulduğunu düşünerek ona doğru yetişmeye çalışırken elinden kaçırıyor.
Kısaca;
Ne aylaksın be adam, git yapacak bir şeyler bul.
Sal şu kızları, özellikle de bacaklarını.