Ben hayatımda bu kadar kötü, bu kadar sıradan bir çeviri görmedim. Üçüncü sınıf bir tiyatro oyunu izlerken ne hissedersem, bu kitabı okurken de aynı şeyleri hissettim.
Bakire ile ÇingeneD. H. Lawrence · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20261,360 okunma
Akademisyen bilmişliği ve zengin snobluğuyla yazılmış bir kitap. Okurken sayfalarca eleştiri ve tespit bombardımanına maruz kaldım. Buna karşın, yazarın eleştirdiği hususlarla ilgili kurduğu nedensellik ilişkisi ve karşı geliştirdiği önerme sayısı oldukça kısıtlı. Sürekli bir genelleme çabasını ve aslında her birey için farklılık arz eden bir çok konuyu standardize ederek tek bir kalıba sokma girişimini çok anlamlı bulmadığımı söylemeliyim. Yine de bazı tespitlerine katılmadan da edemedim.
Kitabı okuyup bitirmem günler, haftalar, aylar, yıllar sürdü. Kabir azabı gibi kitap yazmış adam. Paragraf yok, bir sürü karakter olmasına rağmen konuşma işareti yok, bitmek bilmek bilmeyen, seksen tane virgülle bağlanan uzun uzun cümleler var. Anlattığı hikaye de çok bilindik, çok tanıdık bir hikaye. Daha doğrusu bize hiç yabancı olmayan bir konu. 240 sayfa boyunca nereye bağlanacak diye bekledim durdum, sonlara doğru eh işte bir şekilde bağlandı bir yerlere.
Kitabı pek beğenmedim çünkü ne anlattığını pek anlamadım. Makar ile Varenka’nın arasındaki ilişkinin şeklini de hiç anlamadım. Dönemin Rus yayıncıları bunu okuduklarında neden bu kadar heyecanlanmışlar onu da anlamadım. Anlamadan okudum. Anlamadım.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,7bin okunma
Hayatımda okuduğum en saçma kitaplar listeme en tepeden bomba gibi bir giriş yapan kitaptır. 100 küsür sayfa boyunca “sen ne anlatıyorsun be birader?” diye sorup durdum, mamafih bir türlü cevap bulamadım. Şükürsüz bir eziğin zavallı fikirlerini okumaktan gına geldi. Kitabın tek güzel bölümü son söz. Neden Japon edebiyatı -ki buna bence edebiyat da denemez- okumadığımı bir kez daha hatırlattı.