… çünkü hayatında şu itten başka kimsesi yoktu. Gerek de yoktu. İnsanlık uzun zamandır Çin ordusuna benziyordu; hepsi birbirinin aynı, hepsi aynı bokun soyu. Köpek daha iyiydi bu bakımdan.
Ankara ve çiçek birbirine sigarayla kibrit, Ankara ve börtü böcek birbirine kalemle kağıt, Ankara ve dersten kaytaran talebeler birbirine göbek çukuruyla çukur pamuğu, Ankara ve bahar sarhoşluğu birbirine donla göt gibi yapışmıştı.
Ölüm, ‘Yaşıyorum’ iddiasında olan kısacık dünya uykusundaki insanoğlunun bilmediği, bu tarafa geçmedikçe de bilemeyeceği upuzun bir yaşama şekliydi mesela…
Korkunçtu ama hiç korkmuyordum.
Niye korkunç, bilmem, niye korkmam onu da bilmem.
Bildiğim birçok şey olduğunu bilerek fakat neyi bildiğimi bilmeyerek bakındım çevreme. Oraya aittim… ve değildim… her ikisinden de aynı derecede emindim…
Niye oradaydım ki?
Niye olmayaydım ki?