Şöyle bir düşünülüp taşınıldığında iyi insanların hepsinin de neşeli oldukları ortaya çıkar. Neşeli olmak her zaman iyidir, bir şeyin de göstergesidir. Daha yaşarken ölümsüzlüğe ulaşmak gibi bir şeydir. Karmaşık biriydi o. Ama onlardan arta kalanların sayısı çok değil. Yok, çok neşeli insanlar kalmadı geride. O denli azlar ki ! Ve sen de böyle düşünmeyi sürdürürsen oğlum, sen de tükeneceksin. Boşla düşünceyi şimdi, seni kılı kırk yarıcı seni, eski yoldaş seni. Şimdi köprü uçurmak işin. Düşünür değilsin. Aslanım, çok acıktım diye düşündü. Umarım Pablo midesine düşkün biridir.
Ben ki, Ertuğrul beğ gazi rahmetlinin oğlu, Kayı beyi Osman'ım; ben ki, derim ve yaparım ve yapmak için derim: Çavdar'ın kafir basışı da Müslümana ziyandır"
"Benim ulu beğ kardaşlarım... Koca Kulmaş kardaşım; Çavdar vurmasını bilmez. Çavdar kime vuracağını bilmez. Çavdar nasıl vurulur bilmez. Çavdar vurmanın vaktını bilmez."
"Zamanın sonu mu ?" diye alay etti Ba'alzamon. "Bir taşın altındaki böcek gibi yaşıyorsun ve içinde oturduğun çamuru evren olduğunu sanıyorsun. Zamanin ölümü bana hayal bile edemeyeceğin bir güç getirecek, seni solucan."
Rehincilere birkaç daktilo bıraktıktan sonra daktilo sahibi olmaktan vazgeçmistim. Hikayelerimi elde coğaltıp yolluyordum. Daktilo harflerinin karakterinde yazıyordum. Bir süre sonra bu şekilde kendi el yazımdan daha süratli yazabiliyordum, haftada üç veya dört öykü çoğaltıp postalıyordum. Postaneyi çalıştırıyordum. The Atlantic Monthly dergisi editörünün zarflardan birini açınca şöyle dedigini tahmin ediyorum. "Hey, şu kaçığın şeylerinden bir tane daha...