Mahmut Kalkan

Mahmut Kalkan
@MKalkan
ZAMANIMIZIN BİR KAHRAMANI - MİHAİL YURYEVİÇ LERMONTOV
8/10
·243 syf.·
2021 13. kitabı
! SPOİLER İÇEREBİLİR! Zamanımızın Bir Kahramanı, 27 yaşında girdiği bir düello sonucunda vefat eden Rus şair ve yazar Mihail Yuryeviç Lermontov’un tek romanıdır. Lermontov aynı zamanda, Puşkin’in şüpheli ölümü üzerine yazdığı ‘’Şairin Ölümü’’ şiiri nedeniyle Kafkasya’ya sürgün edilmiş bir subaydır. Lermontov, yaratmış olduğu Aleksandroviç Peçorin karakteriyle kibirli, insanların mutsuzluğundan keyif alan ve alaycı kişiliklerin psikolojik dünyalarını irdelemiştir. Anti-kahraman Peçorin aristokrat çevrelerde yaşadığı hayattan ve ilişkilerden büyük bir tiksinti duymaktadır. Genç subay Peçorin’in Kafkasya’daki yaşamı da düşüncelerinde bir değişiklik yaratamamıştır. Özgürlüğünü her şeyin -hatta ölümün bile- üstünde tutan biri olan Peçorin bencil ve insanları aldatmaktan zevk duyar hale gelmiştir. Kitap ismiyle tezatlık oluşturan bu karakter yapısı toplumdaki samimiyetsiz ve iyi niyetten yoksun insanlara karşı bir eleştiri niteliğindedir. Peçorin’in karakter yapısından dolayı kadınlarla ilişkileri sorunludur. İlişkilerinde bencildir ve karşı tarafı üzmekten çekinmez. Evlilik mevzu bahis olduğunda ilişkisinden anında soğuyan bir yapıya sahip olan Peçorin’in bu davranışının altında yatan -çocukluğuna değin uzanan- bir sebep vardır. Kitabı kabaca iki bölüme ayıracak olursak; İlk bölüm Peçorin’in Teğmen olarak atandığı askeri birlikte Yüzbaşı olarak görev yapan Maksim Maksimıç adlı subayın ağzından anlatılanların Tiflis’li gezici bir yazar tarafından kaleme alınmasıyla oluşturulmuştur. İkinci bölüm ise Peçorin’in kendi el yazması anıları ile oluşturulmuştur. Lermontov bu anlatım biçimiyle öncelikle anti-kahramana dışarıdan bakış açısını sunmuş daha sonra da Peçorin’in kendi fikirleriyle psikolojik çözümlemelerde bulunmuştur. Kitabı İletişim
Zamanımızın Bir KahramanıMihail Yuryeviç Lermontov · İletişim Yayınevi · 20235,5bin okunma
Reklam
İNSANIN ANLAM ARAYIŞI - VİKTOR EMİL FRANKL
9/10
·170 syf.·
2020 17. kitabı
‘’İnsanın gerçekte ihtiyaç duyduğu şey, gerilimsiz bir durum değil, daha çok uğruna çaba göstermeye değer bir hedef, özgürce seçilen bir amaç için uğraşmak ve mücadele etmektir. ‘’ !SPOİLER İÇEREBİLİR! İnsanın Anlam Arayışı, Avusturyalı psikiyatrist Victor E. Frankl’ın kurucusu olduğu varoluşçu yaklaşımlı psikolojik bir terapi olan Logoterapi’nin ortaya çıkış öyküsünü ve ilkelerini anlattığı kitabıdır. Frankl, İkinci Dünya Savaşı döneminde Auschwitz Toplama Kampı’na götürülmüş ve bu kampta acı dolu tecrübeler edinmiştir. Yazar, kitabın ilk bölümünde toplama kampında yaşadıklarını ve edindiği deneyimleri anlatmaktadır. İkinci bölümde ise Logoterapi’nin temel ilkelerini ve yöntemlerini açıklamıştır. Yunanca logos kelimesinden türetilen Logoterapi’ye ‘’Anlam Terapisi’’ de diyebiliriz. Logoterapi, kaçınılmaz acının var olduğu durumlarda dahi hayatın yaşanmaya değer olduğunun yaşamın anlamına ulaşarak anlaşılabileceği temeline dayanmaktadır. Toplama kampı tecrübeleri sırasında kaçınılmaz acıyla yüzleşen Frankl, bu acılara rağmen hayatta kalmayı Logoterepi’yi keşfederek ve aynı zamanda uygulayarak başarmıştır. Logoterapi’ye göre yaşamın anlamı üç farklı yoldan keşfedilebilir: 1. Bir eser yaratarak veya bir iş yaparak. 2. Bir şey yaşayarak veya bir insanla etkileşerek. 3. Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek. Frankl, yaşamın anlamına ulaşma yollarını ve yöntemlerini kitabın ikinci bölümünde detaylı bir şekilde ele almıştır. Yazar kitabı sadece psikolojiyle ilgilenenlerin değil, herkesin okuyabileceği bir dille, anlaşılır bir şekilde kaleme almış. İnsanın düşünce dünyasında yeni bir pencere açabileceğini düşündüğüm ve severek okuduğum bir kitap oldu. ‘’Mutluluk aranmaz; ortaya çıkması gerekir. İnsanın ‘mutlu olmak’ için bir
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
PUSLU KITALAR ATLASI - İHSAN OKTAY ANAR
Puan vermedi·238 syf.·
2019 18. kitabı
'' ÇÜNKÜ DÜNYADAKİ EN BÜYÜK MUTLULUK, BU DÜNYANIN ŞAHİDİ OLMAKTI. '' !SPOİLER İÇEREBİLİR! Puslu Kıtalar Atlası'nı tanımlamak gerekirse; tarihi motiflerle harmanlanmış, felsefik (genel olarak varlık felsefesi) düşünceleri de ihtiva eden fantastik bir romandır diyebilirim. Yazarın tarih bilgisine tabiri caizse hayret ettim. Hulki Aktunç'un kitabın önsözünde ''Anar'ın romanlarını okuyunca, onun kaç bin tarih yapıtı okuduğunu pek merak ettim.'' ifadesi yazarın tarih bilgisini anlatmak açısından yeterli olur sanırım. Yazarın nev'i şahsına münhasır bir üslubu olduğunu söylemek gerekir. G.G. Marquez'de aşina olduğumuz büyülü gerçeklik akımının izlerini görsek de, romanda bu akımı tam olarak karşılamayan, düş ile gerçeğin iç içe olduğu masalsı ve oldukça sürükleyici bir anlatım vardı. Yazar yarattığı karakterleri önce olay örgüsünden bağımsız gibi görünen keyifli ve özgün hikayelerle tanıtıyor sonrasında ise olay örgüsüne ustaca bağlayarak okuyucuyu şaşırtıyor. Karakterler açısından özellikle ''Kubelik'' karakterini çok başarılı buldum. Rene Descartes'in var olmak için kendisinden başka hiçbir şeye gereksinim duymayan ''düşünüyorum öyleyse varım'' önermesi ışığında roman karakteri Uzun İhsan Efendi'nin ''düşünüyorum öyleyse varsınız'' önermesine ulaşması kitabın felsefi düşüncesini oluşturmaktadır. Uzun İhsan Efendi'nin ''her şey sadece ve sadece benim zihnimdeki düşüncelerdir'' mottosu varlık felsefesinin özne merkezli tözünü vurgulamaktadır. Yine romanda filozof Rendekar ile, RENe DEsCARtes'e; Zagon Üzerine Öttürme kitabıyla da Descartes'in Metot Üstüne Konuşma eserine atıf yapıldığından şüphe yoktur. Yazar kitabı kaleme alırken okuyucuya gereksiz tek cümle dahi okutmak istememiş çünkü 238 sayfadan oluşan kitapta devasa bir hikâye anlatılmış.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU – PEYAMİ SAFA
Puan vermedi·112 syf.·
2019 23. kitabı
''BÜYÜK BİR HASTALIK GEÇİRMEYENLER, HER ŞEYİ ANLADIKLARINI İDDİA EDEMEZLER.'' !SPOİLER İÇEREBİLİR! Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, küçük yaşlarda okuma alışkanlığı kazanmamda büyük rol oynadığından benim için özel bir kitaptır. Bu nedenle kitap incelemelerimde bu kitaba da yer vermek istiyorum. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu anlamak için biraz Peyami Safa'dan bahsetmek gerekir. Çok yönlü bir yazar olan Peyami Safa genelde psikolojik romanlarıyla bilinir. Safa, yoksulluk içinde geçen çocukluk yıllarında kemik veremi hastalığına yakalandı. Eğitimine devam edemedi. 13 yaşında çalışma hayatına başlayarak kendini geliştirmeyi de ihmal etmedi. Edebiyata atıldığı yıllarda geçimini sağlamak adına Server Bedii takma adıyla yazılar yazdı. Şimdi kitaba geçebiliriz. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nda 15 yaşında olup 7 yıldır kemik hastalığıyla mücadele eden bir genç, yaşamını ve hastane anılarını kendi ağzından ve notlarından okuyucuya aktarmaktadır. Gencin romanda isminin olmayışı ve Peyami Safa'nın da aynı yaşlarda aynı hastalığa yakalanmış olması kitabı kurgu olmaktan uzaklaştırıp otobiyografi türüne yaklaştırmaktadır. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Türk Edebiyatı'nın ilk psikolojik romanlarından biridir. Safa'nın kitapta kullandığı edebi dil gerçekten muazzamdır. Yazarın üst düzey betimlemelerle yaptığı psikolojik tahliller, kahramanımızın hastalığından dolayı yaşadığı acı ve ıstırabı iliklerimize kadar hissettiriyor. Özellikle bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Kitapta yazar hasta kahramanımızın duygu ve düşüncelerine bir olgunluk katmış ve bunu da okuyucuya hissettirmiştir. Ancak ben ne kadar olgunluk katılırsa katılsın, 15 yaşındaki bir gencin notlarından anlaşıldığı kadarıyla davranış ve düşüncelerinin bu denli yaşından büyük olacağını tahayyül
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022120,9bin okunma
Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
Puan vermedi·266 syf.·
2019 20. kitabı
!SPOİLER İÇEREBİLİR! 1932 yılında ilk kez yayınlanan Cesur Yeni Dünya orijinal ismiyle Brave New World adını Shakespeare’in Fırtına isimli eserinden, Miranda’nın bir konuşmasından almıştır. Burada önemli olan nokta şu ki; Shakespeare'in, eserinde 'BRAVE' sözcüğünü 'GÜZEL' manasında kullandığı bilinmektedir. Eseri Güzel Yeni Dünya olarak algılamak yaratılan kurgu dünyayı anlamak açısından daha faydalı olacaktır. Huxley'in bilim-kurgu ve distopik türde kaleme aldığı bu kitapta yaratmış olduğu "Yeni Dünya" oldukça farklıdır. Bir yaşam düşünün ki insanların cam tüplerde suni döllenme yoluyla kimyasal maddeler etkisiyle ürediği, insanların henüz bu tüpler içerisinde embriyo halindeyken belli sınıflara ayrıldığı, alt sınıf olanlara çeşitli kimyasal maddeler verilerek zeka seviyesinin sadece hayatı boyunca yapacağı iş için yeterli seviyede tutulduğu, anne-baba kavramının olmadığı, inançların köreltildiği ve sorgulama yeteneğinin kalmadığı, insanları henüz bir bebekken çiçeklere ve kitaplara karşı insani olmayan araçlarla şartlandırarak çiçek ve kitaplara karşı nefret duymasının sağlandığı ve en ufak mutsuzluk durumunda soma adlı hap ile mutsuzluktan eser kalmayan bir yaşam… Kitapta Yeni Dünya'dan farklı bir şekilde normal hayat süren insanların yaşadığı bir AyrıBölge olduğundan, yazar sürekli bu iki dünyayı karşılaştırarak ama hangi dünyayı tercih ettiğini belli etmeden konuyu işlemiş. O yüzden yazarın Yeni Dünya'sının ütopya mı distopya mı olduğuna okuyucu aslında kendi karar verecektir. Olaylar Yeni Dünya'da yaşayan ve üst sınıf biri olan Bernand, yine bu dünyada yaşayan Lenina, yeni dünyanın önemli bir yöneticisi olan denetici Mustafa Mond ile AyrıBölgeden denetim ve gözlem amacıyla yeni dünyaya getirilen Vahşi John etrafında gelişmektedir.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
Reklam