Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayarak tükettiğimiz ömrümüzü Tolstoy yine müthiş sorgulamalarıyla gözden geçirmemizi sağlıyor. İvan İlyiç biziz aslında şimdiye kadar çabaladığımız hayat; uğruna feda ettiklerimize, görmediklerimize, görmek istemediklerimize değmiş midir?
Kesinlikle tavsiye ederim okuyun ve okutun.
"İstasyonda bir kadın durmuş, gelen geçene;
- Benim Ahmed'i gördünüz mü? diyor.
Hangi Ahmed'i yüz bin Ahmed'in hangisini?
Yırtık basmasının altından kolunu çıkrarak, trenin gideceği yolun İstanbul yolunun aksini gösteriyor:
- Bu tarafa gitmişti, diyor
O tarafa? Aden'e mi Medine'ye mi Kanal'a mı Sarıkamış' a mı Bağdat'a mı?
Ahmed'ini buz mu kum mu su mu skorpit yarası mı tifüs biti mi yedi? Eğer hepsinden kurtulmuşsa, Ahmed'ini görsen ona da soracaksın:
- Ahmed'imi gördün mü?
Hayır...Hiç birimiz Ahmed'ini görmedik. Fakat Ahmed'in her şeyi gördü. En alasından cehennemi gördü."
Falih Rıfkı Atay İttihat Terakki'nin üç paşalarından (Enver, Talat,Cemal) Cemal Paşa'nın yanında Suriye-Hicaz-Filistin cephelerinde bulunması sonucu gözlemlerini anı niteliğinde oluşturmuştur.
Kişisel hırsa kapılıp imparatorluğun durumunu göz önünde bulundurmayıp savaş kararı alan "üç paşanın" bu kararları sonrasında cephelerde yaşanan kayıpları, kıyımları gerçekçi bir şekilde aktarmıştır. Yazarın gazatecilik yönünün eserin belge niteliği taşımasına katkı sağlıyor.
"Ahmed'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... Fakat biz Ahmed'i kumarda kaybettik!"
Teşekkürler Falih Rıfkı Atay.
İlk Türk yazıtları olan Orhun Kitabeleri'ni incelemek adına seyahate çıkan gözlemcilerin yolculuk boyunca gördüklerini, yaşadıklarını not almaları sonucu anı niteliği taşıyan eser Servet-i fünun dönemi etkileri taşımaktadır diyebiliriz.
Yer yer ağırlaşan üslubunun yanında konusu bakımından kimi zaman klasik (Tolun Bey-Gönül Hanım aşkı) genel olarak dikkat çekicidir. Milli unsurların ön planda olduğu eser tarih-edebiyat sentezini taşımaktadır.
Teşekkürler Ahmet Hikmet Müftüoğlu.
Eser, üç kısım on altı hikayeden oluşuyor. Sabahattin Ali yine gözlem gücünü konuşturmuş, toplumsal sorunlara değinmiştir.
Ahh be...! dediğim hikaye "Kazlar" oldu. Tavsiye edilir okuyun ve okutun.
Orijinal ismi "Zavallı, Yoksul İnsanlar" olan eser Dostoyevski'nin ilk eseridir. Makar Debuşkin ile Varvara arasındaki mektuplaşmadan oluşuyor.
İnsanlığın ortak sorunlarını ilmek ilmek işlemekte başarılı olan yazarımız bu eserinde; yoksulluğu, açlığı, saf sevgiyi ve hayal kırıklığını ustaca aktarmıştır.
Fedakar Debuşkin ve onun o duygularını haketmeyen sinir bozucu Varvara' yı okumanızı tavsiye ederim nitekim kendi hayatımızda da birçok Debuşkin ve Varvara'lara şahit oluyoruz. Teşekkürler Dostoyevski.