M. Pınar

“Ferhat Hoca uzun, üç şeref eli minareye çıkmış ezan okur gibi bütün dünyaya vaaz ediyordu. Yeni, güzel, görkemli, kanatlı düşüncelerini söylüyordu, insanlar her şeye, her şeye başkaldırmalı, diyordu. İnsanlar böyle uyudukça, insanlar böyle zulüm altında inlemeyi kabul ettikçe insanlığın bir sinekten ne farkı olur, insanlar, eğer en küçük bir haksızlığa, bir zulme başkaldırmayı akıl etmezlerse, insanlık bundan böyle daha da beter hale düşecektir. Allah, başkaldır ya kulum, demiş ve insan onun cennetine başkaldırmış. Allah, başkaldır ya kulum, demiş, insanların bir kısmı başkaldırmış, onlar, Allah indinde mutlu kişiler olmuşlar, bir kısmı, yani çoğunluğu Allahm emrine uymamış, Allah onlara cehennemini vermiş. İnsan kendine, kendi yüreğine, kendi korkusuna toptan başkaldırmadıkça insan soyu bundan da beter olacak, aşağılanacak, zulüm, korku iliklerine işleyecek, insanlıktan çıkacak, bir solucandan da daha mutsuz olacak. Solucanın gözü yok, kulağı, ağzı, dili yok, insanın var. İnsan soyu başkaldırmayı yemek, içmek, yaşamak, uyumak, çocuk yapmak gibi bir yaşama biçimi yapmazsa bugünden de bin beter olacak, içi boşalacak, duymayı, düşünmeyi, sevmeyi, sevişmeyi, dostluğu, arkadaşlıği, göğün, yerin, kurdun kuşun, akarsuyun, tanyerindeki ışığın, yürekteki sıcaklığını unutacak. Allah buyurdu ki, ben sizi yarattım ki başkaldırasınız, siz beni dinlemediniz, önce kendinize, sonra başka insanlara, sonra her şeye, her şeye boyun eğdiniz, ne buldunuz, ne öğrendinizse, ne yarattınızsa hepsi boyun eğme üstüne oldu. Ve boyun eğdiniz, ve boyun eğdiniz, ve boyun eğdiniz, boyun eğmeyenleri lanetlediniz, öldürdünüz, kustunuz, ve boyun eğdiniz, boyun eğmeyi, yemek yemek, su içmek, sevişmek gibi bir yaşama biçimi yaptınız. Ve de öldünüz. Ve de solucandan beter oldunuz. Daha da olacaksınız.
Reklam
Puan vermedi·639 syf.·
2019 23. kitabı
Spoiler içerebilir! Uzun soluklu bir romanı bitirmiş olmanın hüznü bastı. Ne zaman bu denli saran bi romanı bitirsem ailemden ayrılmış hissi yaşıyorum. Düşünüyorum şimdi İnce Memed ne yapıyor, Hürü Ana nasıl, Seyran’la Memed kavuştu mu? Ferhat Hoca ve yedi Mehmetler hala dağlarda mı? Okurken sık sık iyi kimdir, kötü kimdir, doğru-yanlış nedir sorularıyla git geller yaşadım. Dağa eşkıyalığa çıkan insan kötü müdür? Neden çıktığını bilirsek, adalet arayışında olduğunu bilirsek bu kişiler iyi olur mu? Hükümete kurşun sıkması eşkıyaları kötü yapar mı? Jandarmayla çatışmaları yanlış mıdır? Peki ya hükümetin jandarması emir alarak halka eziyet ediyorsa... öyleyse jandarma mı haksızdır? Emirleri kim verir? Eşkıyalar jandarmayla çatışırken aslında kime karşı savaşır? Güçlü olan haklı olur mu? Hükümet adamları ne için mücadele eder? Bu sorular uzar gider. Cumhuriyetin yeni kurulduğu yıllar. Ankara halka devletçilik ve halkçılık ilkelerini aşılamak isterken köylerde olup bitenlerden kimsenin haber yok. Köylüler, ağalar ve dahi yüzbaşı Mustafa Kemal Paşa’dan çekiniyor. Ancak köylerde Ağalar halka eziyet ediyor. Yüzbaşları, binbaşları ise ağaların da ağası. Köylü milletin efendisi sözü kabul edilmiyor. Bütün dönem boyunca köylü zulmü yaşıyor. Bu zulmü yok etmek isteyen “kahraman” eşkıyalar ağaları öldürerek dağa çıkıyor. Güç, zayıfa eziyet ediyor ve bunu kabul etmeyip karşı çıkan, direnen iyi insanlar da var. Uzaktan bakınca devlete kurşun sıkan insanlar ama özlerine bakınca hepsinin haklı gerekçeleri var. Ancak ne ağalar bitiyor ne eşkıya olmaya dağa çıkanlar. Şimdi insan düşünüyor. Kim neden devlete karşı gelir? Karşı geldiği devlet midir yoksa devletin gücünü kullanan kötü insanlar mı? Devlet kimi korur? Günümüzde de hala aynı sorunsalları yaşıyoruz. Korkarım ki devletin
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,5bin okunma
“Eğer bir ülkede adalet yozlaşırsa, o memleketin dibi oyulmuş demektir. Adaleti çökmüş bir milleti yok olmaktan hiçbir güç kurtaramaz.”
“İnsanın içindeki adalet duygusunu köreltirsek, insanın insana saygısı kalmaz. İnsanın insana itimadı, hürmeti kalmayınca da bir yerde insanlık çok şey kaybeder, hayat çirkinleşir.”